Onlar ve biz

Derin Darbe veya Armageddon adlı filmleri izleyenler VATAN'ın bugünkü manşetini görünce ne düşündüler acaba?

Haberin Devamı

Derin Darbe veya Armageddon adlı filmleri izleyenler VATAN'ın bugünkü manşetini görünce ne düşündüler acaba?

Belki Hollywood filmlerinin bilim adamlarına hedefler ürettiğini, belki de uzay çalışmalarının filmlere esin kaynağı oluşturduğunu..

Aslında önemli olan sonuçtur. Dünyaya çarpacak bir meteor veya kuyruklu yıldızla varlığına son verecek kıyamet senaryosu karşısında insanlık çaresiz değildir artık.

Hayalini kurduğumuz güç, nihayet denemesi yapılacak bir gerçeklik kazanmıştır.

Bu yazının kaleme alındığı saatlerde Amerika'nın "Tempel l" kuyruklu yıldızına göndereceği roket, fırlatılmayı bekliyordu.

Roketin taşıdığı bombanın, ABD'nin bağımsızlık günü olan 4 Temmuz'da kuyruklu yıldız üstünde patlatılması planlanıyor.

Açıklanan amaç, güneşin etrafında dönen Tempel 1 kuyruklu yıldızını incelemek.. Fakat bu başlangıcın sonuçta, iki filmde olduğu gibi dünyayı tehdit edecek bir gök cismini zararsız hale getirme provası olduğu açıktır..

Acıklı çelişkiler
Yaşam, insanı acı acı güldüren çelişkilerle dolu.

Uzaydan gelecek kıyameti durdurma iddiasının onurunu taşıyan Amerika, dünyayı kandırarak Irak'a savaş açmanın, çaresiz esirlere zulüm ve hakaret etmenin, kendi elleriyle yarattığı cehennemde kan ve itibar kaybetmenin, terörist dediği 3-5 bin PKK'lı ile uğraşamayacağını söylemenin ayıbını taşıyor.

Peki bizim durumumuz ne?.

Apollo-11'in komutanı Neil Armstrong aya ayak basan ilk insan olduğunda "Eller aya, biz yaya" diye kendimizi eleştiriyorduk.

Otuz beş yılda ne değişti?

Başarılı bir dış ziyaret gerçekleştiren Başbakan'ın Rusya'yı KKTC'ye uygulanan tecrit politikasının adaletsizliğine Putin'i inandırdığına, bu büyük ülkenin Kıbrıs vetosundan vazgeçebileceğine dair haberler geldi dün.

Ama sevincimiz kursağımızda kaldı. Çünkü habere Denktaş "Bu bizi biraz ürkütmüştür" diye tepki verdi.

Türkiye'nin hali
Yolsuzluk haberleri ve demokrasi cinayetleri yine değişmeyen gündemimiz.

İzmir Limanı'ndaki özelleştirmeden yükselen pis kokular, bakalım Başbakan'ı harekete geçirecek mi? Günlerimizi mucize bekleyerek, organize suç örgütlerinin karanlık bilmecelerini çözmeye çalışarak ve çaresizliğimize köpürerek geçiriyoruz.

Öbür tarafta cumhuriyeti kuran partinin sürüklendiği perişanlık.. Koltuk uğruna göze alınan demokrasi cinayetleri..

Yüksek Disiplin Kurulu engizisyona dönüştü. Kurul bugün kınama istemiyle sevkedilen 15 milletvekili ve bir kısmı kurultay delegesi olan 117 parti üyesi hakkında karar verecek.

Amaç, herkesin tahmin ettiği gibi Baykal muhalifi bu kişilere kurultayda oy kullandırmamaktır. İhtirasın hududu yok mu?

Biraz daha sıkışırsa Deniz Baykal, CHP'nin temelli kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne dava mı açacak?!

Umudumuzu kaybetmeyelim.

En uçuk hayallerin bile gerçek olduğu bir dünyada bizi utandıran ayıplar herhalde kalıcı olmayacaktır.

DİĞER YENİ YAZILAR