Öncelikli hedef

ANAP Genel Başkanı Mumcu geçen gün vahim bir tehlikenin alarmını veriyordu..

Haberin Devamı

ANAP Genel Başkanı Mumcu geçen gün vahim bir tehlikenin alarmını veriyordu..

Mumcu "Siyasetin ve hükümetin bölücü terör örgütüne muhatap kılınmaları Türkiye'nin başına gelebilecek en kötü durumlardan biri" diyordu.

Çünkü Başbakan Erdoğan'ın "Kürt Sorunu" tanımlaması ile başlayan tartışmalar, terör örgütü PKK'nın kendini muhatap kabul ettirme çabalarına yardımcı olmuştu.

Bu tecrübe bize şunu öğretti: Etnik kökene mal edilen sorunlar, etnik siyaset üretiyor.

Bereket ki bu gerçeği ve doğuracağı sakıncaları, Türkiye'nin birliğine bağlı bütün taraflar fazla geç kalmadan görmüşlerdir.

CHP lideri Baykal'ın tepkisinden sonra Başbakan sözlerini netleştirmiş "Kürt sorunu farklı, terör sorunu farklı bir olaydır. Birbirine karıştırılmamalıdır" demiştir.

Yani Mumcu'nun sözünü ettiği tehlike tam anlamıyla ortadan kalkmasa da vahametini kaybetmiştir.

Kazanç küçük değil
Şimdi bu durumda Başbakan Erdoğan'ın "Kürt Sorunu" tanımını kullandığı 10 Ağustos öncesine mi dönmüş oluyoruz?

Hayır.. Kürt sorununa herkes, anayasal vatandaşlık zemininde bir uzlaşmadan federasyona kadar uzanan çözümler öneriyor.

Apo'nun direktifi ile parti kurmaya soyunanlardan biri PKK terörünü "silâhlı propaganda" diyen bir tarifle meşrulaştırmaya bile cüret edebildi. O gürültü arasında bazı demokratların (!) "Apo'yla masaya oturun" hayallerini açığa vurabildiklerini dahi gördük.

Demokrasinin gücüdür aslında bu.
Kamuoyu yüz yüze bulunduğu sorunu ve içerdiği riskleri tüm boyutları ile öğrenme olanağı elde etmiştir.

Tartışmalar en azından teröre karşı daha derin bir bilinçlenme ve dayanışma duygusu kazandırmıştır. Terör örgütü siyasal ve toplumsal izolasyona uğramış, PKK'nın asla çözümün bir parçası olmayacağı noktasında en yaygın mutabakata ulaşılmıştır.

Hükümete görev...
Yeni aşama, bu kazanımlan milli politikalar üretmek yolunda değerlendirmek olmalı.

Dünkü MGK toplantısı ardından yayınlanan bildiride "terörle etkin savaşım kararlılığı" hükümetin "öncelikli hedefi olarak belirtilmiştir. Yani terör üzerinden siyaset yapanların umabilecekleri hiçbir imkân yoktur.

Fakat terörle mücadeleye katkıda bulunacak başka tedbirler vardır.

MGK bunlardan özellikle iller ve bölgeler arası gelişmişlik farklılıklarını gidermekte yararlı olacak ekonomik, kültürel ve sosyal geliştirme çabalarına özel bir vurgu yapmıştır.

Anlaşılıyor ki terör mücadelesi AB sürecinde elde edilen kazanımlan zarara uğratmayacaktır.

Bölgede istihdam yaratıcı yatırım teşvik ve projelerini ne zaman göreceğiz derseniz...

Cevabı en zor soru da galiba bu.
Çünkü mağduriyet sadece Şırnak'ın, Hakkâri'nin mahkûm olduğu bir kader değil.

Türkiye'nin başka bölgelerinde aynı kaderi paylaşan Kütahya ve Sinop gibi yığınla il bulunuyor!

DİĞER YENİ YAZILAR