Öncelikleri şaşırdınız!

Lider rolü oynayan devlet adamları her sabah aynaya baktıklarında şunu sormalılar: Gördüğüm bu yüz, olmak istediğim adama mı ait? Halk acaba bu adama saygı duyup inanabilir mi?

Haberin Devamı

Lider rolü oynayan devlet adamları her sabah aynaya baktıklarında şunu sormalılar:

Gördüğüm bu yüz, olmak istediğim adama mı ait?

Halk acaba bu adama saygı duyup inanabilir mi?

Liderlikte ayna testi diyorlar buna.
Başbakan Erdoğan bu yöntemi uyguluyorsa güne kötü başlıyordur muhakkak.. Çünkü kendisi bile yüreklendirici cevaplar veremez bu sorulara.

Tayyip Erdoğan'ın değişimi, saplantılarını temizleyemedi. O yüzden siyasi vaat niteliği kazandırdığı dini sorunlar sarpa sardığında onu daima aceleci, sinirli, yanlışlarını ertesi gün düzeltmek zorunda kalan bir konumda görüyoruz.

AİHM'nin türbanla ilgili nihai kararına "Yasa başkadır, hukuk başkadır. İnsanların hakkını hukukunu yanlış yasalarla yok edemezsiniz" diye itiraz etmişti.

Danimarka'da katıldığı bir panelde daha vahim yanlışlar yaptı ve tehlikeli şeyler söyledi.

Seksen yılda nereye?
Başbakan'a göre AIHM türban kararını vermeden önce ulemaya sormalıydı.

Diyor ki: "inancı böyle olduğu için başını örtüyor, o halde saygı duymak lâzım. Mahkemenin de bu konuda söz söyleme hakkı yoktur. Söz söyleme hakkı din ulemasınındır.."

Başbakan Erdoğan bu açıklamayı yapmadan önce keşke kader ortağı Dışişleri Bakanı Gül'e danışsaydı. Belki Bayan Gül için AİHM'ne açtıkları türban davasının bir dini uygunluk fetvası çıkarma amacı taşımadığını, tamamiyle hukuki bir hak talebiyle ilgili olduğunu öğrenirdi.

Mahkemenin, türban Müslüman kadın için zorunlu mu sorusuna cevap aramadığını, "kamu alanında dini simgelerin kullanılmasına devlet yasak koyabilir mi" sorusu üstündeki çatışmaya hakemlik yaptığını anlardı.

Başbakan'in en yüksek mahkemeye ulema danışmanlığı öneren konuşması, bağlılık yemini ettiği laik cumhuriyeti ve devrimlerini iyi kavrayamadığını düşündürüyor.

Bir ona bakın bir de Atatürk'ün seksen yıl önce dediklerine:

"Efendiler ve ey millet; iyi biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar ülkesi olamaz. En doğru ve en hakiki tarikat medeniyet tarikatıdır."

Güneydoğu'ya gidin
Hak arama alanındaki son kapı olan AİHM bir karar verdi; bırakın birkaç hafta hukuk ve bilim çevreleri tartışsın değil mi?

Hayır, AKP iktidarı laik cumhuriyetin bir uzvu gibi değil mağlup olmuş rakip gibi davranıyor, hırçınlaşıyor ve toplumda bölünmeyi tahrik ediyor.

Bu tek yanlı yoğunlaşma, ülkenin dinamik davranmayı gerektiren öteki sorunları karşısında iktidan yetersizliğe sürüklüyor. "Aklı bir karış havada" derler ya, türban takıntısı iktidarı bu duruma sokmuştur.

Oysa Güneydoğu'da kirli eller karanlık işler çeviriyor.

Bu bölgedeki vatandaşlanmızın güven duymaya ihtiyaçları vardır.

Orada her gün insanlar ölürken, her cenaze başka ölümlere davetiye çıkarırken ülkenin Başbakanı yabancı ülkelerde türban kavgası vermektedir.

İktidar en azından öncelikleri şaşırmış haldedir. Yeter artık.

İhanet Hakkari, Yüksekova ve Şemdinli'de şüphe ve güvensizlik duyan insanlara her gün tuzaklar kuruyor.

Başbakan, suçluların korunmayacağı konusunda uzaktan verdiği garantileri niçin gidip vatandaşların yüzlerine orada söylemiyor?
En lüksünden uçağı da var, helikopteri de..

DİĞER YENİ YAZILAR