Önce samimiyet

Bir sonuca ulaşabilmek için tartışan bütün tarafların samimi olması gerekir

Haberin Devamı

Bir sonuca ulaşabilmek için tartışan bütün tarafların samimi olması gerekir.

Türban konusunda en önemli eksiğimiz budur. Uzlaşma şartları henüz oluşmamıştır ve biz, uzun bir süre bir sürü laf cambazlığı izleyeceğiz.

Kamu alanı nedir; deve midir, kuş mudur? Cumhuriyet değerlerini savunmak, çağdaş demokrasi değerlerinden vazgeçmek midir?

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi'nin, Yargıtay'ının ve Danıştay'ının türban yasağını oy birliği ile onaylarken gerekçelerine de hak verdi.

Laikliğin Cumhuriyetin temel değeri olduğunu, türbanın bir dini simge sayılacağını, Türkiye'de din devleti kurma amaçlı akımların rejime tehdit oluşturduğu gerçeğini kabul etti. Yani laikliğin yanlız Cumhuriyet için değil, demokrasi için de feda edilemez bir güvence olduğunu belirledi.

Bundan şu çıkıyor:

"Cumhuriyet değerlerini savunmaktaki hassasiyet bizi çağdaş demokrasiden uzaklaştırıyor" anlamına gelen sözler, savlar, bilimle, hukukla ve gerçeklerle uyuşmayan safsatalardır!

Kolay tarif gerek
AİHM'in yaklaşımı belli: Türban, siyasi İslâmın simgesi, yani üniforması durumunda. Laik devlet tarafsız olmak zorunda olduğuna göre bu üniformayı kendi adına hizmet üreten insanlara giydiremez.

Üniversite dahil eğitim alanları da bu simgenin baskı ile başkalarına kabul ettirilmesi faaliyetlerine karşı korunmak zorundadır. Mesele bu kadar basit..

Çektikçe uzayan kamusal alan tartışmalarında gerginlik üretmek yerine acaba "kamu adına hizmet veren personel dini simge kullanamaz ama hizmet alan vatandaşlar için öyle bir sınırlama yoktur" noktasında bir uzlaşma aranamaz mı? Aranabilir ama samimiyet olursa.. "Tutturmuşlar bir laiklik laiklik.. Millet istemedikten sonra ne laikliği yahu?" sözlerinde ifadesini bulan niyeti herkes kafasından silip atarsa.. Batı demokrasilerinde din devleti tehdit değil. Çünkü onlar bu tehlikeyi yüzyıllar önce aştılar. Ama biz hâlâ dikkatli olmak zorundayız.

Hukuk sınırı çizer
AKP bu hassasiyeti paylaşan bir duruş sergilemiyor. Meselâ AİHM'in türban yasağı kararını "siyasi" diye eleştirdiler. Türk yargısının kararlarına saygı göstermek için daha başka hangi uluslararası yargı kurumunun onayını geçerli sayacaklar? Bari onu söylesinler..

Şimdi önümüzde Merve Kavakçı'nın davası var. İktidar AİHM'deki bu davada Türkiye'yi savunabilecek mi? Ciddi şüpheler bulunuyor.

Dışişleri Bakanlığı koltuğunda, eşi türban yüzünden Türkiye'yi AİHM'e dava etmiş biri oturuyor. Gül'ün bakanlığı "milletvekili meclise türbanla giremez" diyebilecek mi?

AKP toplumun muhtaç olduğu uzlaşmayı sağlamanın avantajlarına sahiptir. Ama bu gücünü kullanabilmesi için taleplerine en azından AİHM kararlarını esas alan bir sınır koymak zorundadır.

Türkiye bu sorunu aşar.

Yeter ki iktidar zaman tanısın. Oy kaygısı ile gücünü kötüye kullanarak ülkeyi karıştırmasın.

DİĞER YENİ YAZILAR