Önce halkın seçtiği milletvekilleri lâzım

Haberin Devamı

Tecrübeler, devlet gücünü eline geçiren insanımızın pek çabuk yoldan çıktığını gösteriyor.

Bunun son örneği Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nda yaşandı.

Kurul aylardır başkentin de dahil olduğu birçok yerde boş bulunan Başsavcılık makamlarına tayin yapmak için uğraşıyor. İktidar da kendi adamlarını seçtiremeyeceğini gördüğü için engelleme yapıyor.

HSYK’nın toplanması için müsteşarın veya görevlendireceği bir yardımcısının katılımı şart.

Kurul dün de müsteşarın gelmesini boşuna bekledi.

HSYK sekretaryasından açılan “Neden gelmediler?” telefonuna bakanlıktan şu cevabın verildiği belirtiliyor:

“Müsteşar Ahmet Kahraman ve tüm müsteşar yardımcılarının cenazeye gittikleri, bakanlıkta olmadıkları, müsteşarlığa vekâlet edenin bulunmadığı...”

Adeta siyasi bir tasfiye planının aleti durumuna düşmüş görünen bu bürokratların hangi cenazeye gittiklerini tahmin etmek o kadar zor değildir:

Hukuk devletine Allah rahmet eylesin!..

Devlete her biri en az 25 yıl onurla namusla hizmet etmiş yargıçlara bu muameleyi reva gören siyaset ve ahlâk anlayışının yargı reformu yapma ehliyeti taşıyabileceğine ihtimal verilemez.

Türkiye’nin öncelikle siyaset zeminine ve siyasi aktörlerine kalite kazandırma mecburiyeti vardır.

İktidar dün TÜSİAD’tan aldığı reçeteyi uygulasa Türkiye için bir milât olur.

TÜSİAD açıklamasının şu bölümü ihtiyacımız olan iyi şeylerin çaresini gösteriyor:

“Anayasa reformunun ön şartı, seçim sistemi ve siyasi partiler mevzuatında yapılacak değişikliklerdir. Seçim barajı ivedilikle düşürülmeli ve ön seçimin zorunlu olması yönünde bir değişiklik yapılmalı 2011 seçimlerine antidemokratik siyasi partiler yasası ve örneği bulunmayan yüksek seçim barajı ile kesinlikle gidilmemelidir.”

Buna, milletvekili dokunulmazlığının kaldırılması temennisi de eklenmeli!

İşte o zaman ben de çocuklarımın kaderini bu reformların getireceği süreçlerde seçilen bir meclise gönül rahatlığı içinde emanet edebilirim.

Yürürlükteki düzende milletvekillerini halk değil gerçekte lider seçiyor.

Bu yüzden parlamenter kul, lider de diktatör haline geliyor.

Böyle bir zeminde meclise verildiği söylenen her yetki, gerçekte lideri padişahlığa bir adım daha yaklaştırıyor.

Kimse kimseyi kandırmasın!

Atatürk’le buluşma

Başbakan Erdoğan’ın Veda filmine gitmesinden etkilendim.

Atatürk’ün hayatının anlatıldığı eserin sahibi Zülfü Livaneli’yi överken seçtiği sözcükler, bu sanat dalı ile sanıldığından daha ilgili olduğunu gösteriyor.

Ama ben Atatürk’ün küçüklüğünü canlandıran Fikret Kaan Olcay’la ilgili soruya verdiği cevaba takılarak küçük bir araştırma yaptım.

Başbakan “Vallahi küçük Atatürk bambaşka. İyi bir dostluk kurduk. Kendisini çok başarılı buldum” demiş.

Bu sözün halk üzerinde uyandırdığı etkiyi merak edenlere yardımcı olabilirim.

Okuduğum internet yorumlarının oluşturduğu mesajda Başbakan’a bir uyarma bir de hayır dua var. Şöyle özetlenebilir:

“Büyük Atatürk de bambaşkadır sayın Başbakan. İnşallah Büyük Atatürk’le de iyi bir dostluk kurduğunuz günleri görürüz!”

Atatürk’ün milleti birleştiren gücünden yararlanmayı bilen siyasetçiler hem ülkeyi hem kendilerini yüceltirler çünkü...

DİĞER YENİ YAZILAR