Onarım zamanı

Haberin Devamı

Tarihi referandum beklenenin üzerinde bir halk desteğine erişerek Tayyip Erdoğan’a yedinci başarısını kazandırdı.

İktidar partisinden ziyade liderinin elde ettiği bir galibiyettir bu.

Çünkü Başbakan Erdoğan, ağırlıklı olarak teknik ve bilimsel bir zeminde yapılması gereken bir tartışmayı tamamiyle siyasileştirmiştir.

Bunu yapmak için çeşitli toplum katmanları ile çatışmayı, ilişkilerini bozmayı, imajının zarar görmesini göze almıştır.

Bu siyasi bir lider için kumar sayılabilirdi. Erdoğan oynamış ve kazanmıştır.

Referanduma sunulan metnin şekil ve içerik olarak sakatlıklar taşıması, Başbakan’ın “Evet” propagandasına ağırlık kazandırmak amacıyla kamu imkânlarını rekabet üstünlüğü ve korku uyandırmak yolunda kötüye kullanması elbette uzun yıllar hafızalardan silinmeyecektir.

Ama bütün bunlar, yeni düzenlemelerin tartışmasız ağırlıkta bir halk desteği kazanmış olduğu gerçeğini değiştiremez.

Altı çizilecek sözler

Anayasa toplumsal uzlaşma isteyen bir sözleşmedir. Halkın yüzde 42’sinin karşı çıktığı bir anayasa değişikliğinin, toplumsal uzlaşmaya mazhar olduğunu söylemek mümkün müdür?

Değildir belki ama bu sonucu işbaşındaki iktidar, kendisine yüklediği sorumlulukların bilinci ile değerlendirirse, referandum kampanyasının doğurduğu zararları onarmak zor olmayabilir.

Evet oyu verenler gibi Hayır oyu kullananlar da milli iradedir.

“Hayır” diyenler darbeci filan değildir, tam tersine, anayasa düzenlemelerinin sivil darbeye yol açacağı korkusu taşıyanlardır.

Başbakan Erdoğan dün akşam “Hayır” oylarına temel oluşturan bu kaygıları gidermeye ve darbe yanlısı olarak nitelediği kitlenin gönlünü almaya yönelik sözler söyledi.

Sandıklardan yansıyan millet iradesinin hangi yönde olursa olsun saygın, makbul ve kıymetli olduğunu anlatırken muhalif kesimlere kardeşlik çağrılarında bulundu.

Başbakan’ın dün akşam partililere hitap ederken, geleceğe yönelik taahhüt içerdiği için altı çizilecek bazı sözleri var. Meselâ...

“Artık katılımcı demokrasi geçerli olacak.”

“Artık üstünlerin hukuku geçerli olmayacak.”

“Millet iradesi tecelli etmiştir. Şimdi konu bu iradeyi yönetime yansıtmak..”

Bu sözler tutulmalı

Propaganda dönemi boyunca muhalefetin milleti uyarmak konusunda hassasiyet gösterdiği tehlike tam da budur:

Yani iktidarın kendine ait bir hukuku üstün kılmaya çalışacağı korkusu...

Çünkü iktidarın gücü artacaktır.

Bu kadar güç her iktidarı bozabilir.

Başbakan’ın dün akşamki konuşması bu kaygıların geçersiz olduğuna halkı inandırmak iyi niyeti taşıyor; buna şüphe yok ama 2007 genel seçiminde kazandığı zafer sonrası parti balkonundan yaptığı konuşmada verdiği sözleri çabuk unutması hepimizi tedbirli olmaya mecbur ediyor.

Zafer sevincinin gönül zenginliği dileriz bu kez ömürlü olur.

Ama daha önemli güvence, iktidarın referandumla artan gücünü, hukukun üstünlüğüne inanmış çağdaş bir yönetim anlayışı ile hayata geçirmek konusunda samimi bir istekle hareket etmesidir.

Önümüzdeki yılın seçim yılı olması bu bakımdan şanstır.

Çünkü iktidarın yüksek yargıda gerçekleştireceği yapı değişikliği konusunda dürüstlük gösterip göstermemesi, seçimde alacağı oyu doğrudan etkileyecektir.

Yeni lideri ile yükselişe geçen CHP muhalefeti yalnız rejim için değil, tabandan gelecek aşırı talepleri göğüslemek istediğinde AKP için de şans olacaktır.

DİĞER YENİ YAZILAR