Ölümsüz Atatürk

Haberin Devamı

Artık 10 Kasım’lar yas günleri değil kahraman bir öndere bizi lâyık gören kadere şükran, eserlerine övgü ve emanetine karşı hesap günleridir.
On yıl önceki 10 Kasım yazım böyle başlıyor.
Bunca zaman geçti, borçlarımızı ödedik mi? Hayır, borcumuz duruyor.

Atatürk yerel bir başarı hikâyesi değildir. O evrensel ölçülere bile sığmayan bir kahramandır öncelikle.
Hayatı neredeyse cephelerde geçmiştir ama bir kere bile savaş suçu ithamı ile karşılaşmamıştır.
Onu yabancılar ve uluslararası örgütler bizden daha samimiyetle ve inançla anmaktadır.

Çağdaşları olan diktatörler kendilerine lâyık sonlarla tükenip giderken o, onurlu bir devlet ve ulus yaratmanın ölçülerini, yöntemlerini lâf değil, eser olarak bırakmıştır.

Olağanüstü devrimci

UNESCO, Birleşmiş Milletler’in eğitim, bilim ve kültür yoluyla yardım ederek barış fikrini güçlendirme amaçlı örgütüdür.

Atatürk’ün yüzüncü doğum yıldönümü UNESCO’nun katılım kararı ile uluslararası bir boyutta kutlanmıştır.
Örgütün 27 Kasım 1978 tarihli kararı inkârcı zihniyete tüküren bir belgedir.

UNESCO Atatürk’ün yüzüncü yılı etkinliklerine niçin katılma kararı vermiştir?

Çünkü Atatürk’ün “olağanüstü bir devrimci“ olduğu göz önünde tutularak, özellikle sömürgecilik ve emperyalizme karşı açılan savaşların ilk lideri olduğu inancı, genel kurulda ezici bir karar çoğunluğu sağlamıştır.
Hocaların hocası kabul edilen Prof. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu’nun şu değerlendirmesi hiç bir zaman unutulmamalı:

Ateş topları gibi

“Eğer Atatürk Kurtuluş Savaşı’nda ve daha sonra yanılgıya düşerek tarihsel fırsatları iyi kullanmasaydı, bugünkü bağımsız Türkiye Cumhuriyeti olamazdı yer yüzünde.
Bunu görmemek için ya bilinçsizlik içinde ya da Türk vatanına ve onun çocuklarına karşı beslenen korkunç kin ve düşmanlığın oluşturduğu ahlâksal bir körlük içinde bulunmak gerekir!”

Atatürk karşıtları, Cumhuriyet devrimlerini hızlanan bir tempo ve ihtirasla geçersiz hale getirmeye uğraşıyor.
Karşı devrim manzaraları Atatürk’ün mirasına ihanet şüphesi uyandırıyor.
İktidar dinle ve gençlikle devamlı uğraşıyor.
Bir tahrik nedeni soğurken hemen sıcak sıcak yenisi önümüze sürülüyor.

Ateş topları ile oynamak gibi...
Ülkeyi ve insanı sevenler, bize İslâmı demokrasiyle bir arada yaşatan mucizevi sentezi bozmanın toplumu kamplara böldüğünü görmek zorundadırlar.
Atatürk’e minnet duymamız gereken bir günde ona azap verdiğimizi görmüyor muyuz?

DİĞER YENİ YAZILAR