Ölüm sessizliği

Gazetedeki ölüm ilânı, üstündeki temiz yüzlü delikanlının fotoğrafı nedeniyle dikkatimi çekti. Altında özetle şunlar yazıyordu: "Ailemizin biricik evlâdı, tek çocuğumuz, güzel insan Barış Dönmez'imiz bir cinayet sonucu öldürüldü

Haberin Devamı

Gazetedeki ölüm ilânı, üstündeki temiz yüzlü delikanlının fotoğrafı nedeniyle dikkatimi çekti.
Altında özetle şunlar yazıyordu: "Ailemizin biricik evlâdı, tek çocuğumuz, güzel insan Barış Dönmez'imiz bir cinayet sonucu öldürüldü. Barış, askere gidecekti. Arkadaşları onu uğurlamak için toplanmışlardı. Ama onların bu şenliği kısa sürdü.

Barış, ülkemizi kuşatan çarpık düzenin, güvenlikten yoksun toplumun kurbanı oldu!" İsyan duygusu, ölümden çok bu ölümün şekline ve sonuçlarınadır. Barış, güvenliği ve değerleri kaybolan toplumun talihsiz kurbanıdır.

Taksim'deki kulüpte Barış'a 15 arkadaşı eşlik ediyordu. Katil, 4 profesyonel korumanın görev yaptığı bu kulübe girmiş, bıçağını Barış'a defalarca saplamış, son olarak boğazını keserek bir hayalet gibi kaybolmuştu.

Arkadaşları dahil herkes polise katili görmediklerini söyledi. Adalet gökten inmez, eğer lâyıksa toplum onu hak eder. Barış'ın katili nasıl bulunacak? Arkadaşlarının sessizliği, Barış'ın ölümünden daha vahim, daha acı ve daha kitlesel bir yok oluşun tehlike çanlarını çalıyor.

Goethe "Mal kaybeden bir şey kaybetmiştir; onurunu kaybeden pek çok şey kaybetmiştir; cesaretini kaybeden her şeyini kaybetmiştir" demiş. Barış öldü. Ama korktukları için katili görmediklerini söyleyen bazı arkadaşları, bu ihanetin yükü ile yaşarken daha beter ölmeyecekler mi?

Bazıları diyorum çünkü, bir kısmı görmemiş olabilir ama tümü katili görmemiş olamaz. Toplum bilimciler, eğitimciler bu acı gerçeğe kafa yormak zorundadır. Günü birlik aşklar, cinsel sapmalar, şiddet, bol dedikodu.. Bu bataklığı marifet gibi ve eğlence olarak TV ekranlarına yansıtan sorumsuzluk..

Ektiğimizi biçiyoruz!

Sahip çıkmak böyle de olabilir
Kemal Derviş'i, talip olmadığı liderliğe zorlayanlar haksızlık ediyor. CHP'yi özledikleri kimliğe ve halk desteğine onun kavuşturacağına inananların heyecanı saygıya değer olabilir ama "yapamam" dediği için hınçlanmak?

"Ya ol, ya öl" tarzı bir dayatma ile aforoz şantajına kalkışmak? Bu kabul edilemez. Partideki yönetici görevlerinden istifa eden Derviş dün NTV'ye önemli şeyler söyledi:

"Bugünkü yönetimle çalışmakta güçlük çekiyoruz. Partiye sahip çıkmak istiyoruz. Çağdaş demokrasi konularına çok önem vereceğim. Bunu CHP'lilerle birlikte yapacağız.."

Doğrusu budur. CHP'nin liderden önce değişime ihtiyacı var. Değişim liderini kendi yaratır. "Kavga et, ayrıl" yönteminin siyaset olmadığı yaşandı, görüldü. Ayrılık doğuran çatışmaların kahramanları sonunda haklı çıkıyor. Partiler, eskimiş liderlerin başına yıkılıyor. Ama bundan kim ne kazanıyor?

Ecevit'in partisi yıkıldı, peki İsmail Cem'in, Hüsamettin Özkan'ın ve Kemal Derviş'in eline ne geçti? Değişimi doğru zeminde arayan Derviş'e zaman tanımak lâzım.

DİĞER YENİ YAZILAR