Ölü toprağı

Uygarlıkla buluşmanın milâdı sayılan 17 Aralık AB zirvesi yaklaşırken nefesimizi tutmuş bekliyoruz

Haberin Devamı

Uygarlıkla buluşmanın milâdı sayılan 17 Aralık AB zirvesi yaklaşırken nefesimizi tutmuş bekliyoruz.

Mucizevi değişimler atfettiğimiz bir tarih bu. Çünkü kendi irademizle çözemediğimiz kangrenli sorunlara hazır çözümler gelecek, onurlu bir yaşamın güvenceleri Türkiye'yi yaşanır bir ülke haline getirecek sanılıyor.

Acaba öyle mi? Dün İzmirli bir okurdan (Cengiz Sani) iki cümlelik bir mesaj geldi:

"Yedi yaşındaki çocuk okul arkadaşını bıçaklayarak öldürdü.. Kurtlar Vadisi izlemeye devam!"

Türkiye son haftalarda çocukları ve çocuk yaştaki gençleri içine çeken kanlı bir girdap halini aldı.

On gün önce İnönü Stadı'nda 15 yaşındaki Cihat'in bıçaklanarak öldürülmesi, toplumsal suçluluk duygusu ile beraber cesur bir özeleştiri dönemi de yaratmıştır.

Kurtlar Vadisi..
Peki, insanın en aşağılık şehevi arzuları ile marazi korkulannı, egoizmi ve şiddeti konu alan TV program ve dizilerinin "kötü birer okul" olarak suçlanması işe yaradı mı?

Hayır, her zamanki gibi tepkiler sonuçlara yöneldi, sebepler kötülük üretmeye devam etti.

Şiddet dizileri reytingde hâlâ birinciliği kaptırmıyor.

Samsun'da maça giremeyen seyirciler arasında çıkan kavgada biri 17, öteki 22 yaşında iki genç daha bıçaklandı, ölümden döndü.

İzmir'de mahalle arasında oynarken kavgaya tutuşan çocuklardan 7 yaşındaki C. Ö., kendisinden iki yaş büyük okul arkadaşını göğsünden bıçaklayarak öldürdü.

Bu lânetli bir hasattır. Bizi korkutmalıdır. Toplumsal ruhu onarıp ayağa kaldıramazsak AB bizi kurtaramaz.

"Acil"lik olduk
"Ülkede dinsellik artıyor" muş.. Elbette artar.

Çünkü "ekonomik kriz aşıldı" denilen dönemde bile işsizlere, yoksullara, hor görülen ve haksızlığa uğrayan yığınlara dini siyasete âlet eden güçler seslenebiliyor ama devletin meşru güçleri ve sivil toplum örgütleri sahip çıkmıyor, ümit veremiyor.

Geçen hafta Mardin Kızıltepe'de "eylem hazırlığındaki iki teröristin öldürüldüğü" bildirildi. Sonradan bu iki kişinin, bir TIR şoförü ile 12 yaşındaki oğlu olduğu anlaşıldı.

Polisin 12 yaşındaki çocuğu bile terörist gibi gördüğü bir ruh hali, Türkiye'nin gerçekten "acil yardım" muhtaç bir zavallılığa sürüklendiğini belirlemiyor mu?

AB bir umuttur ama kurtuluşu sağlayacak asıl fedakârlık, cesaret ve yaratıcılık sivil topluma düşüyor.

Çocukları yemeye başlayan canavarı, partileri, üniversiteleri, sendikaları, baroları ve sivil toplum örgütleri ile Türkiye daha ne kadar seyredecek?

DİĞER YENİ YAZILAR