Olmaz şartlar

Haberin Devamı

Terörü sona erdirecek bütün çabalar saygıdeğerdir. Yeter ki samimi ve gerçekçi olsun...

Terör örgütünün yaşlanmış, kaşarlanmış liderleri tarafından kötüye kullanılan hayalci projeler sadece kaybettiriyor, sorunu kördüğüm yapıyor, çözümü geciktiriyor.

İşte dokuz yıl boşa gitti.

Sıfır terörle övündüğümüz dönem kayboldu. Bunca vatan evlâdı yitirildi, anaların gözyaşları sebil çeşmesi gibi aktı.

Dünkü Taraf gazetesi hükümetin Öcalan ve PKK ile bire bir görüşmelerden vazgeçtiğini yazıyordu. Şükür!.. Görüşmeler Amerika ve Barzani üstünden yürütülecekmiş...

Teröristle pazarlık yapılmayacağı, hele onların demokratik açılım gibi vaatlerle ikna edilemeyeceği gerçeğini iktidar keşke bu kadar bedel ödemeden fark edebilseydi.

İmralı’daki elebaşının, baştakilerin saflık derecesine varan hoşgörü ve merhametini ne kadar canavarca kötüye kullandığı, KCK operasyonunda ele geçen kanıtlar yardımıyla ortaya çıktı.

Öcalan’la müzakere edilerek bir yere varılamayacağını Başbakan bu sayede anlamış olmalıdır.

Amcanın düşleri...

Avukatlarıyla haftalık görüşmelerinden birinde terörist başı “Diyarbakır’da 10 bin kişi de yüz bin kişi de ölebilir; sayı önemli değil” diyor.

Başka bir görüşmede “Güneydoğu’da devlet iktidarının karşısına KCK iktidarının çıkarılması” aklını veriyor.

AKP iktidarını yumuşak çözümden vazgeçmeye mecbur eden saldırganlığı terör örgütü ağır şekilde ödeyecektir.

Ama yine de çözüm arayışı aklın yoluna bu sayede girdi diye düşünebiliriz.

Çünkü demokratik açılımın uyandırdığı hayallerin çoğu devlet-örgüt görüşmelerinde asla gerçeğe dönüşmeyecekti.

Zaman boşuna akıp gidecekti yine.

Dün A.A.’ya yaptığı açıklama, Irak Devlet Başkanı Talabani’nin barış yapıcı olarak devreye girmiş olduğunu ortaya koydu.

Anlattığına göre, PKK’lı muhataplarına “silâh bırakmaları gerektiğini” söylediğinde itiraz görmemiş, “İki şartla evet“ demişler ona.

Birincisi genel af. Yani Öcalan ile öteki elebaşılara da özgürlük!

Ve yeni anayasaya “Türkiye halkının bir çok ırktan oluştuğu” şeklinde bir ifadeye yer verilmesi...

Talabani “PKK’yı ikna etmede başarılı olduk sayılır. Türk tarafında yarım başarılı olmuş sayılırız” demiş.

Türk tarafı bu iki şarttan hangisini kabul etmiş olabilir?

Irkçılık mikrobu...

Bizce Talabani rüya görüyor.

Çünkü Ankara’yı ziyaretinde Barzani’ye hiçbir Türk muhatabı afla ilgili bir vaatte bulunmuş olamaz.

Kalleş pusularında yitirdiğimiz şehitlerin naaşları soğumadı henüz. Öcalan’a ev hapsi isteyenler için Genelkurmay Başkanı Özel’in sözleri milletin duygularına tercüman oluyor:

“Bu talebi hayretle karşılıyorum. Vicdanlar bunu kabul etmez.”

Peki Türkiye’nin bir ırklar kompozisyonu olduğu kime kabul ettirilecek?

İlerde Güneydoğu’yu ırkçı bir devlet yaratarak koparacak mikrobu hiç kimse, hiçbir gerekçeyle yeni anayasaya koymaz!

Verilebilecek azami hak, Habur’da heba edilen fırsatın yenilenmesini istemekten ibaret olabilir.

Gerisi demokratik hukuk devletinin imkânları ile sınırlıdır.

Ülkeyi yönetenlere düşen ise PKK’nın bir terör örgütü olduğunu hiç unutmamak, muhatap almamak ve onu hiç ara vermeden kovalamaktır.

Terörist silâhını kendi rızasıyla vermez, mecbur kalırsa verir.

Devletin görevi bu mecburiyeti yaratmaktır.

İşte iktidar biraz kararlılık gösterdi, rüzgâr dönmeye başladı!

DİĞER YENİ YAZILAR