Aklıselim sahibi insanları umutsuzluğa düşüren şeyler oluyor.
Yaşadığımız seçim , siyasi tarihimizin kötü bir hatırası olarak anılacaktır.
Değerlendirmenizi münferit olaylar üstünden değil de bütünlük içinde yapmayı deneyin.
Mideniz bulanabilir dikkat!.
Hukuka ve ahlâki fazilete en içten bağlı olması gereken insanların yarıştığı siyaset alanının şu hâline bakar mısınız?
CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal’ı yerinden eden kasetin görevini yerine getirdikten sonra sağlam bir kasaya kapatılmış olduğunu zannedenler önceki gün yanıldıklarını anladılar.
Çünkü internet yoluyla servis edilen ses kaydı, açık bir suçlama getiriyordu:
İnternete düşen ses, Baykal’ı bitiren görüntülerin Başbakan Erdoğan’ın bilgisi hatta talimatı ile sürülmüş olduğunu düşündürüyor.
CHP lideri Başbakan’dan açıklama beklediğini söylerken Başbakan Erdoğan miting meydanından acele cevap yolluyor:
“Kılıçdaroğlu denilen ahlâk yoksunu diyor ki: Açıklama yapsın!
Sosyal medyaya düştüğü zaman bunu kaldıran kim?. Ben kaldırdım ben...”
Kılıçdaroğlu vazgeçmiyor.
Asıl fail Başbakan olduğu için faillerin ortaya çıkmadığını savunuyor. Söz düellosu izleyenleri zaman zaman güldüren ifade bozukluklarına da sebep oluyor.
Başbakan Erdoğan suçlamayı Başbakan’a saygısızlık diye niteliyerek şöyle diyor:
“Bu saygısızlığı yapamazsın. Biz inancımızın gereği bu tür ahlâksızlıkları yapacak kadar ahlâksız, densiz değiliz!”
Uzatmaya gerek yok.
Nasıl biterse bitsin galibi olmayan bir kavga izliyoruz.
Galibi olsa da sahibine mutluluk ve onur vermeyecektir.
Son üç günü iyi bir örnek yaratmanın çabasına tahsis edelim desek, bu olmayacak bir duaya amin demek mi olur?
İyi zamanlara iyi saat lazım...
Rüşvet ve yolsuzluk operasyonunda koltuğunu kaybeden eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan CHP liderini mahkemeye vermeye hazırlanıyor.
Avukatının yaptığı açıklamaya göre koluna taktığı 700 milyar (eski lira) değerindeki kol saati rüşvet değilmiş.
Mal beyanına dâhil edildiği gibi faturası da mevcutmuş. Demek ki bakan olunca değerli hâle gelen zamanını en değerli saatle değerlendirmek istedi. Bir uyarı:
Onun yüzünden kim bilir kaç insan zarar görecektir. Mahkemeler delil karartmasın diye tutuklu sanıkları bırakmıyor ya...
Şimdi de “delil üretebilir” endişesi içeride tutmanın bahanesi olabilir!
Olmayacak duaya amin
Haberin Devamı

