Oligarşi

Haberin Devamı

Alevi seçmenleri AKP’ye kazandırma hayali Tayyip Erdoğan’a dayanılmaz gelmişti.

Reha Çamuroğlu’nu bu niyetle milletvekili yaptılar.

“Alevi açılımı” hoş bir rüya idi ama “Tutmaz bu aşı” diyenler haklı çıktı.

Dün de AKP Milletvekili Çamuroğlu Başbakan’ın danışmanlığından ayrıldığını resmen duyurdu.

Partiden henüz ayrılmadı ama milletvekili yapılma amacı ortadan kalktığına göre ne kadar dayanır, onu göreceğiz.

Beni asıl etkileyen, Reha Çamuroğlu’nun Başbakan’ın yüzüne karşı seslendirdiği sitem ve eleştirilerin dehşet verici içeriğidir.

Hürriyet yazarı Şükrü Küçükşahin dün köşesinde Çamuroğlu’nun Başbakan’a şöyle dediğini aktardı:

“Alevilere karşı ayrımcılığın bitirilmesini istedik, bitti mi? Sorabilir miyim; bürokrasinin üst kademelerinde, valiler arasında kaç Alevi var? Emniyet müdürleri arasındaki durum ne? Altı yıllık iktidarımızda devletten ihale alan kaç Alevi yatırımcı var? Belki hiç yoktur!”

Bu sözler, iktidarın bir mezhep-tarikat-cemaat oligarşisi elinde olduğunu atamalarda ve ihalelerde mezhep ayrımının belirleyici işlev gördüğünü ele veriyor.

Başbakan şunu diyebilecek durumda olmalıydı:

“Kardeşim sen şaşırdın mı? Mezhep-tarikat gözlüğü ile bürokrat atamak, müteahhit seçmek olur mu?”

Başbakan böyle bir tepki verememiştir. Çünkü çark bu ilişkiler gözetilerek dönüyor.

O durumda da Çamuroğlu eşitlik ve adalet gibi “erişilmez” hedefler peşinde boşa koşmaktansa kendi yandaşlarına pay istiyor. Daha doğrusu alacağından ümidi keserek istifayı veriyor.

Türkiye’de siyaset niçin bir türlü düzelmiyor; cevabı burada!

Çünkü sistemin ve maalesef toplumun üretebildiği alternatifler mükemmellik iddiasıyla ortaya çıkamıyor. Çıksa bile o iddiaya lâyık olamıyor. Payını alan susup oturuyor.

Tencere yuvarlanıyor kapağını buluyor!



*****




Dokunulmaz



Dokunulmazlık durdukça devleti ve siyasetin çarklarını rüşvetten kurtaramayız.

Necati Doğru iki gündür Gümrük Müsteşarlığı’ndaki rezaleti yazıyor.

Teftiş Kurulu, 15 gümrük yolsuzluğunun soruşturulması talebinde bulunmuş. Bir milyar doları aşan rüşvet iddialarıyla ilgili isteği işleme koymayan Müsteşar bu tuhaf durumu Yargıtay’a duyurduğu için üstüne üstlük Teftiş Kurulu Başkanı’nı görevinden almış!

Çünkü 15 iddiadan ikisi kendisini suçluyor...

Yargıtay C. Başsavcılığı devreye girip Başbakanlık Teftiş Kurulu’nu harekete geçirmiştir nihayet.

Bu olayın bakan tarafından, kabine üyeleri tarafından duyulmamasına imkân olabilir mi?

Olamaz ama suçlanan bürokratların yargı yolunu tıkamasına göz yumabiliyorlar işte.

Kahramanlığa geldiğinde “bütün dokunulmazlıklar kalksın” diyen siyasetçi, bu boyuttaki bir rezalette dahi altındaki bürokratı hesap vermekten kaçırabiliyor.

“Böyle davranmam beni de lekeleyebilir” endişesi duymadan!..

DİĞER YENİ YAZILAR