Ölçüsü kaçan yargı taktikleri

Haberin Devamı

Türkiye derin bir devlet krizi yaşıyor. Demokratik rejimin geleceğini tehdit eden restleşmeler korku yaratıyor.

İngiliz Financial Times gazetesi dün tırmanan iktidar mücadelesinin “Ortadoğu’da uzun zamandır bir istikrar meşalesi olan Türkiye’ye zarar vereceğini” yazıyordu.

Yalnız Türkiye’ye mi? Hayır; dünya Türkiye’deki hastalığın bölgenin istikrarına da zarar vereceğinden korkuyor.

Gazeteye göre AKP iktidarı, hakkındaki “gizli İslâmî gündemi olduğu suçlamalarını boşa çıkarmıştır ama diğer yanda muhalif medyanın bileğini bükmekle ve muhaliflerine karşı yargı taktiklerine başvurarak ileri gitmiştir.”

Yani çizmeyi aşmış.

Hukuk çizgisinden çıkmıştır.

İktidar böyle suçlamalara hedef olduğunda yargının bağımsızlığından dem vurarak kurtulmaya çalışıyor, yargı taktiklerine başvurduğu iddialarını alevli tepkilerle püskürtmeye çalışıyor.

Ama artık inandırıcı olamıyor.

Nitekim Başbakan Erdoğan da bunu bildiği için olmalı, iki günden beri medya ile karşılaşarak konuşmak zorunda kalmamaya uğraşıyor.

Çünkü bölücü teröristlerin Habur’a “geldikleri gibi geçmelerini sağlayacak mahkemeyi ayarlayabilen” bir iktidar için ayarlanmayacak hiçbir şey yoktur!

Nitekim orgeneral ve oramirallerin Genelkurmay’daki toplantısında en çok üstünde durulan konulardan birini, iki eski kuvvet komutanına uygulanan kural ihlâli teşkil etmiştir.

1 Ocak 2006 tarihli Adalet Bakanlığı genelgesi, siyasetin, yargının, sivil ve askeri bürokrasinin üst görevlileri hakkındaki soruşturmaların “kolluğa (polis, jandarma) bırakılmaksızın başsavcılar tarafından yürütülmesini” öngörüyor.

Buna rağmen eski Hava Kuvvetleri Komutanı Fırtına ile eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Örnek 72 saattir Başsavcı’nın kendilerini sorguya çağırmasını niçin Emniyet’te bekliyorlar?

Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı, Başbakan, bakanlar, yüksek yargı organları başkanları ve başsavcılar, milletvekilleri ve kuvvet komutanları (eski, yeni) için ayrıcalık sağlayan bu genelgeyi savunuyor değiliz.

Tersine bu imtiyaz, oligarşilere yakışacak bir ayıptır ama maalesef yürürlükteki bir kuraldır. O halde kaldırılana kadar uygulanması gerekir.

Aslında bu torpil genelgesi, yüksek görevlerde bulunmuş kişilerin onurlarını, ellerine yetki geçince kendilerini devlet zanneden despotlara karşı korumak amacıyla hazırlanmıştır.

İşte asıl hastalık da buradadır.

Devlet yalnızca halkın “kodaman” dediği kişilere değil bütün vatandaşlara aynı korumayı garanti edebilmelidir.

O rüyanın hakikat olduğunu korkarız ki AB üyeliğimiz gerçekleşmeden göremeyeceğiz!

Söylenene bak!

Siyasetçiden fazilet abidesi çıkarmak dünyanın en zor işidir.

Ama iki yüzlülüklerini yakalamak da bu kadar kolay olmamalı.

Gözaltılar üzerine orgenerallerin toplandığı haberi patladıktan sonra AKP Genel Başkan Yardımcısı Kapusuz, yargıya intikal eden soruşturmaların fazla konuşulmamasını başta medya ve siyasetçiler olmak üzere herkese tavsiye eden bir demeç verdi.

Yerinde ama gecikmiş bir adımdır...

Bir de AKP’nin ağzına pek yakışmıyor.

Lider kadrosu, yüksek yargının hoşlarına gitmeyen kararlarını “yargı vesayeti” diye yerin dibine sokan partinin sözcüsüne şimdi “Bak şu konuşana” demez misiniz?

Kapusuz’un şu çağrısı da pek hoş!

“Herkesi Anayasa ve yasalardaki yazılı olan kurallara davet ediyor, buna uygun hareket etmelerini bekliyorum.”

Devlet çatırdamaya başlamadan söylense daha iyi olurdu ama bu sözler samimi bir tövbe ise yine de hiçten iyidir!

DİĞER YENİ YAZILAR