Ölçü kaçmasın

Okulda başını açsa bile dışarda türban takan bir öğretmen ana okuluna müdür olmamalı!

Haberin Devamı

Okulda başını açsa bile dışarda türban takan bir öğretmen ana okuluna müdür olmamalı!

Danıştay'ın bu görüşe hak veren kararı ortalığı karıştırdı. Çünkü kararın, özel yaşam alanını daraltıp kamu alanını alabildiğine genişlettiği düşünülüyor.

Danıştay 2. Dairesi, okul dışında türban takan bir öğretmenin ana okuluna müdür olmasını neden sakıncalı bulmuştur?

Mahkemeye göre, ana okulu öğrencilerinin yaşlarının çok küçük olması, yönetici öğretmenin dış görünümünü önemli hale getiriyor.

Bu değerlendirme, görevini yaparken başını açan, işe gidip gelirken türban takan eğitimcinin, küçüklerin gözünde "örnek insan" sayılamayacağı kabulüne dayanıyor.

İslâmi medya bu durumu hakaretamiz ve kışkırtıcı bulmuştur.

Şu tespiti dürüstçe yapmak gerekir ki Danıştay kararı, okul dışında türban takan öğretmenleri bağlamıyor. Karar, değerlendirme yetenekleri henüz gelişmemiş çağdaki küçüklere eğitim veren ana okullarındaki kadın müdürlerle ilgilidir.

Peki, yönetmeliğin emrine saygı göstererek işini yaparken başını açan, kurum dışında başını örten kamu görevlisi, kötüye mi örnek kabul edilecektir?

Elbette bu yorum savunulamaz. Özel yaşam alanını daraltan tırmanışı mahkeme kararları desteğinde sürdürmek, laikliği hiç hak etmediği bir kötü propagandanın hedefi yapabilir. Bu haksızlık da türban akımının reaksiyonla beslenmesine yol açabilir.

AKP iktidarının türban kavgasında tepki uyandıracak kadar ölçüyü kaçırması, son Danıştay kararını inşa eden sebeplerden biridir.

İktidarın bazen hile, çoğu zaman baskı yoluyla sürdürdüğü türban dayatması geri tepmiş laik rejim kendini savunmak için kurumları ile sert tepki vermeye başlamıştır.

Sonuç?. Bakın düne kadar türbanı devlet dairelerine sokmanın cazgırlığını yapan ağızlar, bugün türbanın hiç değilse sokakta takılabilmesi için çabalıyorlar. "Kadın işinde başını açmış ya, daha ne?" diyorlar.

İslamcıların düştüğü ölçüyü kaçırma yanlışına şimdi de laikliği savunanlar düşmemeli!

Kalbi de çelik gibi!
Hüseyin Çelik eğitim bakanı filân değil de sanki "YÖK'le Mücadele, İmam Hatipleri İnkişaf ve Türbanı Himaye Cemiyeti" başkanı.

Geldiği günden beri işi gücü bu.

Elde ettikleri "kendi dünyasında bile kocaman bir sıfır" olduğuna göre şimdiye kadar çoktan af dileyip çekilmesi gerekmez miydi?

Son olarak Danıştay, imam hatip ve meslek lisesi öğrencilerinin açık lise formülü ile genel lise mezunu olabilmelerini sağlayan "Hüseyin Çelik maymuncuğu"nü geri çevirmiştir.

Çünkü herkes biliyor, düzenlemenin amacı imam hatip mezunlarını vali, savcı, hakim, maliye müfettişi yapmanın yolunu açmaktır.

Ama yargıya kurnazlık sökmüyor. Sonuçta olan şudur:

Bu beyhude savaş, meslek liselerinde okuyan çocukları huzursuz ediyor, imam hatip öğrencilerini boşuna umuda sevkedip hayal kırıklığının boşluğuna yuvarlıyor.

Bakan Bey siyasal İslamcıların gözüne girecek diye çocuklara bu eziyeti çektirmek günah değil mi?

DİĞER YENİ YAZILAR