Olacağı buydu!

Onuncu Yıl Marşı'nın bizim hayatımızda çok özel bir yeri ve önemi vardır...

Haberin Devamı

Onuncu Yıl Marşı'nın bizim hayatımızda çok özel bir yeri ve önemi vardır.

Türküm demekten ve kendini Türk hissetmekten duyulan mutluluğun doruğa ulaştığı anlar, bu marşın aynı heyecanı paylaşan kabalıklar içinde söylendiği zamanlardır.

Ama çelişkiye bakar mısınız; Dolmabahçe Sarayı'nın 150'nci yılı onuruna düzenlenen gecenin kapanışı için düşünülen bu marş, Başbakan'la bağlantılı bir tatsızlık çıkabilir kaygısı ile programdan son anda çıkarıldı.

Marşı Kenan Doğulu söyleyecekti ve konuklar da ona katılsınlar diye masalara 2 bin bayrak dağıtılmıştı.

Fakat Başbakan'ın "bir saat kalıp gideceği" bildirilince programı yöneten İzzet Öz "Onuncu Yıl Marşı, Başbakan gittikten sonra söylendi" spekülasyonlarına meydan vermemek düşüncesiyle Kenan Doğulu'nun programını iptal etti.

Ektiğini biçiyor...
Sonra Başbakan fikir değiştirip geç vakte kadar oturdu ama iptal edilen bu bölüm programa yeniden eklenmedi.

Onuncu Yıl Marşı sansür edildiği ile kaldı.

Doğrudan Başbakan'ı suçlamak haksızlık olur. Ama millet olma duygusunu ateşleyen bu marşın sansür edilmesine niçin dolaylı da olsa sebep olmuştur; başkalarından önce kendisi cevap aramalıdır.

Böyle bir kaygı niçin Tayyip Erdoğan veya Erbakan için akla gelebiliyor da başka hiçbir Başbakan için gelmiyor?

Bu sorunun cevabını "alt kimlik-üst kimlik" yanlışlarında aramak hiç yanlış olmaz.

Keşke unutmak mümkün olsaydı ama unutulmaz... Başbakan bir TV mülakatında şunlan söylemişti:

"Bizim 780 bin kilometrekare içinde yaşayan her insan kendini anlattığı zaman Türkiyeliyim' diye anlatır zaten... Türk olmak noktasında Türküm' demekten gocunmayan da 'Ben Türküm' der."

Görüntü bozuk
Herkes bilir ki bu marş, gocunup gocunmamak ne söz; Türküm demekten onur ve gurur duyanların heyecanıdır.

Dolayısiyle Başbakan'ı düşünerek marşı sansür edenlerin ayıbında Tayyip Erdoğan'ın kendi payını araması çok yerinde olur.

Gecenin program düzeninden değiştirenler işgüzarlık yapmış olabilirler ama bütün kusur onlara yıkılamaz.

Düşünmüşlerdir:

Başbakan'ın kimliğini "Ne mutlu Türküm diyene" fikri değil "Elhamdülillah Müslümanım" zikri yansıtıyor.

Başbakan "Türkiyelilik"ten söz ederken bu marş "Türke durmak yaraşmaz, Türk önde, Türk ileri!" diyor. Ne olur ne olmaz, Başbakan' ı kızdırmayalım...

Böyle düşünmüş olabilirler ama keşke bu kadar kolay harcamasalardı marşı.

Neyse, olan oldu. Bundan sonrası için dileğimiz, Başbakan'ın olaydan gereken dersi çıkarmayı bilmesidir.

Lider, kendisini izleyen insanlara doğru şeyler yaptıran kişidir.

Başbakan'ın ve iktidarın verdiği görüntü, kendilerinden etkilenen insanlara doğru şeyler yaptırmıyor.

DİĞER YENİ YAZILAR