Öfkeyle uçanlar salimen inemez!

Oruç ibadetinin, oruçtan kaynaklanan sinir halleri ile sakatlanmaması gerekir. Çünkü günahtır!

Haberin Devamı

Oruç ibadetinin, oruçtan kaynaklanan sinir halleri ile sakatlanmaması gerekir. Çünkü günahtır!

Oysa bizde "oruç kafa" raporlu olmak gibi bir mazerettir. Hoşgörülürsünüz. Ama makbul olan, oruçlu kafanın işinize, ilişkilerinize zarar vermemesi, hele hele haksızlık yapmanıza bahane olmamasıdır.

İktidarlar hakem olamadıkları sorunların parçası haline gelirler.

Huzurlu bir üniversite ortamı verimliliği ve yaratıcılığı artırır. Ama AKP iktidarı imanı hatipler ve türban konusunda girdiği aşırı taahhüt yüzünden kendi ufkunu daraltmıştır. Yararlanacağı bir kurumu düşman ilân etmiştir.

Önceki gün katıldığı bir iftar yemeğinde Başbakan Erdoğan, YÖK gerginliğinin birikimi ile patlamış ve tabii, öfkenin yarattığı dağınıklıkla yine hatalar yapmıştır.

Benim müsteşarım!

Başbakanlık Müsteşarı Prof. Ömer Dinçer hakkında aylardan beri süren bir intihal (aşırma) soruşturması var. YÖK Disiplin Kurulu nihayet soruşturmayı tamamlamış ve aşırma suçunu sabit görerek Dinçer hakkında meslekten men cezası vermiştir.

Başbakan kime sorsa böyle bir karar çıkmasının normal olduğunu öğrenirdi. Ama öyle yapmamış, müsteşarı hakkındaki kararın Van olayları ile çakışmasından kaynaklanan durumu rektörler aleyhine kullanmaya kalkışmıştır.

Sarfettiği şu sözleri teravih namazından sonra götürüp okutsalardı mutlaka "Biraz uçmuşuz" derdi:

"Müsteşarımın üniversitede görev yapmasını engelleyen karar beni bağlamaz. Bu ülkede istisnalar hariç kariyerlerin nasıl alındığını biliyorum. Bir intikam hırsıyla 'müsteşarlıktan sonra üniversitede hizmet yapamaz' desen ne olur demesen ne olur? Kendilerini yormasınlar. Benim müsteşarımın sizin vereceğiniz kariyere ihtiyacı yoktur!"

Bu güven neden?

Başbakan Erdoğan bu konuşması ile, kaynak göstermeden fikir aşırmanın, kendi ölçeğinde suç veya ayıp olmadığını mı anlatmaya çalışıyor?

Bu ülkede kariyerlerin nasıl alındığını elbette biliyordur: Bir şiiri amacından saptırarak okur hapse girersin.. Sonra mağduru oynayıp parsayı toplarsın..

Ömer Dinçer'e güvenmeye ve bilgisinden istifade etmeye devam tercihine gelince.. Bilginin orijinal olması gerekmiyorsa, bizce de hiç bir mahzur yoktur!

Oysa Başbakan YÖK kararını, bürokrasideki bir kamburdan kurtulmak için kullanabilirdi.

Ömer Dinçer, on yıl önce yazdığı bir tebliğin bugün de aynı şekilde düşündüğünü söylediği iki hassas noktası yüzünden iktidar üzerinde takıye şüphesi uyandırıyor.

O tebliğde Dinçer, "bürokratik mekanizmada yer alacak memurları dindar insanlardan seçmeyi" öneriyor ve "Cumhuriyet'in ortaya koyduğu birçok temel ilkenin, yerini daha Müslüman bir yapıya devretmesi zamanının geldiğini" söylüyor.

Vedalaşma sebebi olacak bu görüşler yoksa Başbakan in Ömer Dinçer'e dört elle sarılma sebepleri mi?

DİĞER YENİ YAZILAR