Öfkenin hedefi AKP grubu...

Haberin Devamı

Binbir problemi olan ülkenin siyaset kadroları üç haftadan beri mayın konuşuyor.

Daha doğrusu, iktidar partisi uygun gördüğü çözümü muhalefete ve topluma kabul ettirmeye uğraşıyor.

Başbakan dün partisinin meclis grubunda haklı görülemeyecek bir öfke içinde muhalefete ve medyaya hakaret içeren suçlamalar yönelitti.

Hiç gereği yoktu. Sonuçta halkın önemli bir kesimi Suriye sınırının mayınlardan temizlenmesine ilişkin yasa tasarısı konusunda şüpheler taşıyor ve muhalefet partileri de bunlara sahip çıkıyor.

Ortalık karanlıktır.

Sınırdaki mayınların niçin parası ödenerek temizlenmediğini, temizleyen şirkete niçin 40 yılı aşkın kullandırılmak istendiğini herkes merak ediyor.

Bu merak cevaplanmadığı için yeni şüpheler ürüyor.

Şüphe duyanlar yalnız muhalefette değil AKP milletvekillerinin de birçoğu vicdanlarını tatmin edemiyor.

Kılıçdaroğlu’nun resti

Dün TBMM Danışma Kurulu bir umutla toplantıya çağrıldı. CHP temsilcisi Kılıçdaroğlu AKP Grup Başkanvekili Bozdağ’a şöyle bir açık çek verdi:

“Bize mayınlardan temizlediği araziyi temizleyen şirkete tahsis etmiş bir ülke gösterin itirazımızı geri alalım...”

Tabii iktidar temsilcisi o örnek ülkeyi gösteremedi.

Toplantıyı yöneten AKP’li Meclis Başkanı Toptan da Başbakan’ın ısrarına anlam verememiş olmalı ki AKP’li Bozdağ’a iyi niyetle yap-işlet-devret modelinin niçin bu kadar önemli olduğunu, muhalefetin istediği düzenlemenin yapılıp yapılamayacağını sordu.

Ve anında “bunun imkânsız olduğu” cevabını aldı.

Mayın temizliğinin ayrı temizlenmiş araziyi değerlendirmenin ayrı ihalelerin konusu olduğunu savunan muhalefet AKP milletvekillerinin kafasını karıştırmıştır.

Mesele Başbakan’ın dediği gibi bu araziye İsrail’in sahip olacağı kaygısı değildir. Burası Türkiye’nin hassas bir coğrafyası. Sorunlarını çözmek kaç yılımızı alacak? Yalnız İsrail’in değil, hiçbir yabancı ülkenin kontrolüne terk edilmemelidir.

Mecliste tatil şantajı

CHP lideri dün şunu diyordu:

“Bunun ticaret diye söylenmesi mümkün mü? Arkasında siyaset yok mu? Kim bilir ne siyaset var? Barış siyaseti mi, bölgeyi karıştırmak isteyenlerin siyaseti mi var?”

Bu söylenenlerin haklılığını Başbakan kabul etmiş olmalı ki geçen hafta tasarı komisyona geri çekilmişti. Demokratik uzlaşmanın az gördüğümüz örneklerinden biri olduğu için bu adım memnuniyet uyandırmıştı.

Fakat iktidar yap-işlet-devret modelinden vazgeçmemiştir.

Sebebi ne olabilir?

Başbakan’ın ima ettiği gibi, kendilerine yöneltilen şüpheleri hakaret saydıkları için bu yolla tepki göstererek onurlarını mı savunuyorlar?

Yoksa Baykal’ın dediği gibi verilmiş bir sözün doğurduğu mecburiyet mi?

Şu anda bunu bilmiyoruz ama siyasi kamplardaki bu sertleşme hayra alâmet değildir. Meclisi çalışmayan bir sisteme mahkûm olmamalıyız.

Başbakan’ın dünkü hedefi muhalefetten önce kendi milletvekilleriydi. Onları tehdit etti, temmuzda tatile göndermeyeceği şantajı bile yaptı.

Faydası yok; lider sultası ile grubunu terbiye edip bu tasarıyı geçirse bile neyi halledecek?

Akıl dışı bir inadın ürünü olan bu yasa Anayasa Mahkemesi’nden mutlaka dönecektir!

DİĞER YENİ YAZILAR