Nasıl rüzgâr eken fırtına biçer; öfke ekenlerin hasadı da çoğu zaman pişmanlık olur.
Başbakan “ciğerden” konuşmalara devam ediyor...
Öfkenin sahibine zarar veren bir zehir olduğunu hatırlayıp sakinleşecek yerde kendini öfkenin sarhoşluğuna kaptırmış görünüyor.
Dün “Öfke de bir hitabet sanatıdır” dedi. Nasıl olur?
Öfke irade dışıdır ve sanat olamaz. Numarasını yapmak marifet sayılsa bile o da erdemli bir dünyada takdir edilemez.
Voltaire’in “Öfkeli bir adamı susturmak istiyorsanız önce siz susun” öğüdünü dinleyelim diyeceğiz ama o da zor.
Çünkü Başbakan’ı köpürten sebepler sessiz kalmaya elverecek şeyler değil.
Başbakan “baş örtüsü” diyor ama mesele çok daha derinde.
Yalnız Türkiye’deki laik rejim tehdit edilmiyor, Türkiye örneğini ideal sayan dünyadaki milyonlarca Müslüman kadının hayalleri de yıkılma tehlikesi yaşıyor şu anda.
Tokada yumruk mu?
Muhalif sesleri korkutarak susturmak, demokratik bir ülkenin Başbakanı’na yakışmaz.
Erdoğan dün Hz. İsa’nın “Bir yanağına tokat atana diğer yanağını çevir” sözlerine nazire yaparak “Kimse kusura bakmasın öyle yanak bizde yok” dedi.
Başbakan son zamanlarda “siz-biz” ayrımı üstüne aşırı vurgu yapıyor. Ve kendi menfaatlerine göre tarif ettiği muhaliflerine tehditkâr mesaj salvoları gönderiyor.
Bir gün önce asılma çağrışımı yapan ifadeler kullanarak meydan okudu, her şeyi göze alarak geldiklerini iddia etti.
Sürüklendiği öfke, bu ülkede idam cezasının kalktığını ona unutturmuş olabilir mi?
Hayır, muhaliflerine şunu demek istiyor:
“Eğer siz toplumsal çatışmanın riskini koz olarak kullanmaya kalkışırsanız ben de bu tehlikeyi göze alabilirim!”
Yanlış bir liderlik...
Başbakan iyi düşünmelidir. Dün sarfettiği şu sözler son derece tehlikeli:
“Bize inanan bir kitle var. O kitle, sessiz yığınlar olarak yıllar yılı bekledi. Şimdi onların diline tercüman olacak siyasetçiler olarak bizi buraya gönderdi. Onların diline tercüman olmak bizim görevimiz..”
Liderlik, kendisine güvenip izleyenlere doğru şeyler yaptırma sanatıdır.
İçlerindeki saplantı ve vehimleri uyandırılan kitleler, onları kullanan iktidarların yanlış işlerini meşru hale getirmez.
Başbakan girdiği türban çıkmazında anayasayı ihlâl suçu işliyor olmanın şüphesi içinde büyüdükçe yeni hatalara düşüyor.
Dünkü konuşmasında türban tartışmasını, çıplak kadın fotoğrafı basan gazetelerin telâşı düzeyine kadar indirmesi çocukça idi, ona yakışmadı.
“O resimleri basmanıza müdahale etmiyoruz, siz de bizim türbanımıza bulaşmayın” demeye getiren sözleri ayıplı bir takas, kirli bir uzlaşma önerisidir.
Başbakan’a öfkeden azade günler dileriz!
Öfke zehirdir!
Haberin Devamı

