Öfke dili yetti!

Haberin Devamı

Başbakan salı konuşmalarında ana muhalefet liderinin yol gösterici olmamasından yakınırdı.

Herhalde dünkü Kılıçdaroğlu’nu içinden de olsa takdir etmiştir.

Çünkü CHP lideri toplumda karşılığı olan görüşlerle hem eleştiriler getirmiş, hem de akılcı öneriler sunmuştur.

Akıcı ve akılcı konuşmuştur.

Mesela Türkiye’nin içeride ve dışarıda “belâ arayan bir hükümet” tarafından yönetildiğini söylemiştir.

Çektiği fotoğraf çok abartılı değil.

Başbakan’ın asabi üslubunun temel sorunu azdırdığını belirttikten sonra yol da gösteriyor Kılıçdaroğlu:

“Devlet ‘ne pahasına olursa olsun’ demez. Devlet kan davası gütmez, intikamcı olmaz. Devletin asabı bozulmaz, duygularının esiri olmaz. Devlet demek, soğuk, buz gibi akıl demektir.”

Tehlike sinyalleri...

Başbakan’ın öfkeli, alay ve hakaret temelli konuşmaları yüzünden iktidarın da “şiddetin parçası” olmaya başladığını öne süren CHP lideri gece rahat uyuyamadığını, çünkü “bazı kentlerden bugüne kadar görmediğimiz ağırlıkta sinyaller” aldıklarını savundu.

Başbakan’ı toplumu ayrıştırmaktan sakınmaya çağırdı.

İhtiyacımız olan barışın bu yolla gelmeyeceğini vurguladı.

Kılıçdaroğlu işbirliği için iktidara bir çağrı daha yaptı.

“Parlamento bilgilendirilmiyor. Neden konuşmuyoruz? Neden birbirimizden nefret edeceğimiz bir süreci bu hükümet başlatıyor? Barış varken savaş neyimize?” diye sordu.

Evet, bu iklimi siyaset yaşamına getirme şansı vardır. Ama Başbakan BDP milletvekillerini elverişli bir kaldıraç olarak kullanma imkânı doğduğu halde bu fırsattan yararlanmamıştır.

Güneydoğu’da kendilerine rakip tek partinin BDP olduğunu gördüğü için olmalı epey zamandır onları devre dışı bırakarak değersizleştirmeye uğraşıyor.

Fırsattı, harcandı

Başbakan acaba açlık grevine katılan BDP’li vekilleri yiyip içtiklerine dair fotoğraflarla rezil etmeye çalışacak yerde izana davet yoluyla sıkıştıramaz mıydı?

Grevlerin üç sebebinden biri ana dilde savunma hakkının tanınmasıdır. Hükümet bu konudaki tasarıyı Meclis’e sevketti.

Tasarıyı eylemleri durdurmak için kabul edilebilir bir adım saymak pekâlâ mümkündü.

Grevcilerin insafına seslenen bir iktidar başarabilir bu hatırlatmayı.

Ama BDP’lileri gerilimi tırmandırmakla suçlayan Başbakan, konuşmasıyla aynı yanlışı kendisi yapmıştır.

“Nefis terbiyesine ihtiyaçları olduğunu” söylediği BDP’li vekillerin ciğer kebabı yediklerini öne sürerek alay etmiştir, eylemlerini aşağılamıştır.

İkna amacına kullanılabilecek bir gelişme, grevi inadına sürdürmenin tahrikine dönüşmüştür.

Yazık değil mi?

DİĞER YENİ YAZILAR