BDP’li Demirtaş şikâyet ediyor: Öcalan 25 gündür avukatlarıyla görüşemiyormuş!
Vatandaşların çok önemli bir kesimi, devlet kendini buldu, devlet olduğunu hatırladı diye seviniyor.
Ama Selâhattin Demirtaş “Biz ayrı bir örgütüz. Bizim şiddetle aramızda hiçbir ilişki yok” dediği halde bu duruma üzülüyor ve işleri yoluna sokmak (!) için arkadaşlarıyla İmralı’ya gidip Öcalan’la konuşmak üzere Adalet Bakanlığı’ndan izin istiyor.
BDP’lilerin ve DTK üyelerinin durumu gerçekten zor. Çünkü Öcalan’ı hesaba katmadan bir yere yürümenin onlar açısından başarı şansı yok.
Zaten mesele de burada. Başbakan’a kızıyorlar ama onun sözüne gelmedikçe, yani terörle aralarındaki bağı koparma cesaretini göstermedikleri sürece gidişe damgalarını vurmaları, barışa katkıda bulunmaları mümkün değildir.
İmralı’ya giderek ne yapacaklar?
Öcalan’ı sözde “bu işin içinde olmaya yeniden ikna ettiklerini” iddia edecekler. Bu şekilde devlet rolüne girmiş kişilerle Öcalan’ın yürüttüğü görüşmeleri tekrar canlandırmaya çalışacaklar.
“Terör örgütü ile müzakere olmaz” diyen evrensel kural, bizim tecrübelerimizde de defalarca doğrulandı.
İktidar herhalde BDP ve DTP’nin kefilliğine güvenerek Öcalan’la yeniden pazarlığa oturmayı denemeyecektir!
Terör alçak bir alettir. Terörizm halk düşmanlığıdır.
Biz İmralı’yı barış arayışının tarafı konumuna koyarak en büyük hatayı yaptık.
Demirtaş ve arkadaşları çok istiyorsa İmralı’ya gidip Öcalan’la görüşsünler ama bunu barış için yaptıklarını söylemesinler. Yeter artık.
Yürekleri yetiyorsa terörle aralarında hiçbir ilişki bulunmadığını İmralı’da söylesinler!
Demirtaş “Sınır ötesi harekât PKK’yı bitiremez” diyor ama Genelkurmay’ın açıklaması, öteki tedbirlerle tamamlanacak sınır ötesi harekâtın pek âlâ olumlu sonuçlar sağladığını ve sağlayacağını gösteriyor.
Katil sürüleri vur-kaç uyguluyor. Sınır ötesi denetlenirse vuran katiller eskisi kadar kolay kaçamaz. Alan hâkimiyetini yitiren örgüt 1998’deki gibi yenilir.
Barışın yolu da işte o zaman açılır.
Özgür akıl eksik kalmasın
Meclis Başkanı Çiçek, 24 anayasa profesörünü 19 Eylül’de toplantıya çağırdı.
Değişik üniversitelerde görev yapan bu profesörler bir araya geldiklerinde yeni anayasanın içeriğini konuşmayacaklar, usule ilişkin görüşmeler yapacaklarmış.
Ne demek bu?
“Yepyeni bir anayasa mı, yoksa büyük çaplı bir değişiklik mi?” sorusu konuşulacaksa “hocalar meclisi” yetkili bir muhatap sayılamaz.
Referandumdan geçen son anayasa değişikliği, yargı bağımsızlığını katleden bir yapı getirdi. Yeni anayasayı fırsat bilip bu yıkımı onarmayı, acaba davetli hocalardan kaçı cesaret edip önerebilir?
Cemil Çiçek, özgür aklın nimetinden yararlanmak istiyorsa başka türlü bir kurul yaratmalıdır.
YÖK’ün menziline girmeyen bağımsız hukukçularla takviye etmelidir takımını.
Tabii farklı sesler de duymak istiyorsa...
Öcalan’sız yürüyelim
Haberin Devamı

