Terörü siyasetin aracı olarak kullanan örgütlerin dünyada nesli tükeniyor.
Çünkü çağın vicdanı masum insanlara zarar veren eylemlere bahane tanımıyor.
Bu gerçek açığa çıktığı için terörizm her gün daha geniş kitleler tarafından “halk düşmanlığı” olarak algılanıyor.
Fakat buna rağmen terör kendine alan ve yandaş bulabiliyor ülkemizde.
Şiddete tapanlar uğursuz saplantıları ile birer ikişer ölüp gidiyorlar ama yarattıkları vahşet masum insanların ocaklarını söndürmeye devam ediyor.
1. Ordu Karargâhı’na ve AKP’nin İstanbul parti merkezine bombalı saldırı yaparak adını duyurmuş olan Devrimci Karargâh Örgütü’nün üç yöneticisinden biri dün Bostancı semtindeki örgüt evinde ölü ele geçirildi.
Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu olan Orhan Yılmazkaya baskından önce telsizle yaptığı anonsta teslim olmayacağını söylerken “Yaşasın Türk ve Kürt halklarının mücadele birliği” diye bağırdı.
Terör havası karargâh evinin bulunduğu mahalleyi altı saat esir aldı. Teröristin çok sayıda el bombası atması ve kurşun sıkması içerde birden fazla kişinin bulunduğu şüphesini uyandırdı.
Belki de bu şüphe yıpratma taktiği uygulamak yerine erken bir müdahaleye polisi mecbur etmiştir. Çünkü yoğun yerleşim uzayan bir çatışmanın insan hayatına yönelik risklerini artırabilirdi.
Genç Emniyet Amiri Semih Balaban ekibinin başında hücre evine işte bu kaygılarla hamle yaptı. Yazık ki fedakâr kahramanlığı onun şehit olması ve yedi arkadaşının yaralanması ile sonuçlandı.
Emniyet şeridi dışından geçen Mazlum Şeker adındaki bir gencin boynuna isabet eden kurşunla ölmesi de talihsizlikti.
Polisin operasyonları İçişleri Bakanı’nın açıklamasına göre 60 yere yöneldi ve 40’a yakın kişi gözaltına alınıp çok miktarda silâh ve patlayıcı ele geçirildi.
O iki kayıp verilmeyebilirdi.
Verilmesi şimdi çatışma bölgesinde güvenlik önlemlerinin eksiksiz alınıp alınmadığını haklı olarak sorgulama ihtiyacı doğuracaktır.
Tabii ki her şey sorgulansın.
Ama bu, polis istihbaratının sağladığı başarı ve kazanımları bize unutturmasın.
Öldürülen teröristin yanındaki silâh ve bombalar, kim bilir ne zaman, nerede kaç masum insanın kanına girecekti?
Minnet duygularımızı ve rahmet dileklerimizi sunuyoruz.
Önemli dönemeç
Eski Genelkurmay Başkanı Özkök’ün Ergenekon savcılarına verdiği ifade bir dönüm noktası olabilir.
Çünkü yargı, darbe amaçlı bir çeteleşmeyi ortaya çıkarmak istiyor ama soruşturmanın izlediği seyir, her “dalga”da hedeften biraz daha uzaklaşıldığı duygusunu veriyor.
Emekli Orgeneral Hilmi Özkök, belki de bu gidişten kaygılandığı ve bildiklerini anlattığı takdirde işi yoluna sokacağını düşündüğü için tanıklık yapmak istemiş ve bunu birkaç kez belli etmiştir.
Özkök’ün savcılara neler anlattığını bilmiyoruz.
Ama eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek’in kabullenmediği günlüklerin şimdi bu tanıklık sayesinde değerli bir delil katına çıkması ihtimali az değildir.
Hilmi Özkök dün “İhtiyaçları olan bilgilerle ilgili sorular sordular, ben de tanık olarak görevimi yerine getirdim” dedi.
Kasıt ve gayrımeşru menfaat peşinde olmayan herkesin dileği, darbe için oluşmuş bir çete varsa bunun en kısa zamanda ortaya çıkarılması ve böylelikle Ergenekon soruşturması bahanesiyle iktidar muhalifleri üstünde estirilen terör havasının son bulmasıdır.
Umarız Özkök’ün ifadeleri bu hayırlı sonuca katkı sağlayacak değerdedir!
O bombalar!..
Haberin Devamı

