Hukuka saygısı olmayan zihniyetin demokrasi aşkı gerçek olamaz.
İktidarın türban ve kapatma davaları karşısındaki tutumu baştan beri “yavuz hırsız” taktiğine dayandı.
Gizli gündemin yolunu açmak için yasalar değiştirildi. Mahkemeler geçit vermeyince bu kez yargıya hücum edildi.
Şimdi “meclisin yetkilerine tecavüz ediyor” bahanesiyle yargının karşısına halkı çıkarmaya uğraşıyorlar.
Cuma akşamı Meclis Başkanı Köksal Toptan’la yaptıkları görüşmede Başbakan’ın ne istediği biraz daha netleşmiş gibi...
Erdoğan yarınki grup toplantısında partilere “Yasamanın haklarını savunmak için ortak hareket edelim. İptal kararı sadece AKP’yi hedef almıyor” diyecekmiş.
Meclis Başkanı’nın Anayasa Mahkemesi’ni eleştirdiği basın toplantısını, işte bu senaryonun yolunu açmak için yaptığı şimdi daha iyi anlaşılıyor.
Anayasa Mahkemesi kararının yasamayı, yani meclisi hedef alıyor gösterilmesi, kötü niyetli bir kışkırtma değilse acaba nedir?
Yüksek mahkemenin türban kararı, hiçbir kişiyi veya partiyi hedef almamıştır. Bu nedenle kimseye ceza vermemiştir.
Varlık sebebi Anayasa’yı korumak olan Anayasa Mahkemesi, cumhuriyetin değiştirilemez ilkelerine karşı gerçekleştirilen bir eylemi iptal yoluyla püskürtmüş ve görevini yapmıştır. Olan budur.
Rövanş anlamındaki zorlamaların artık tek amacı olabilir:
Sistem her şeye rağmen kendini korumayı başarmıştır. “Şimdi acaba ne yapalım ki Anayasa Mahkemesi laik düzeni koruyamasın?”
Bu alandaki çabaları izlemek can sıkıyor ama bunları demokrasi ve hukuk aşkına yapıyor görünmüyorlar mı?..
İşte o fazla geliyor!
Spekülasyon
VATAN’ın o manşeti iktidar tezini paylaşan siyasetçi hukukçu ve yazar takımı üzerinde baskın etkisi yarattı.
Anayasa güvencesindeki ilkeleri değiştirmeye kalkacak bir iktidarı Anayasa Mahkemesi değilse hangi güç hangi kurum durduracaktır?
Bir meclis “Seçimler 20 yılda bir yapılır” diye Anayasa’yı değiştirirse Anayasa Mahkemesi buna seyirci mi kalacaktır?
Böyle bir tehlikeyi nasıl göğüsleyeceğini bugünkü Anayasa ispatladı.
Peki sizin Anayasanız ne garanti gösterecek?
Tısssss... Anlı şanlı beyinler, kalemler kem-küm...
Spekülasyonmuş bunlar, spekülasyon üstüne fikir beyan edemezlermiş, ayrıca da bu çağda kimsenin aklından böyle bir şey geçmezmiş!
“Tutturmuşlar bir laiklik elden gidiyor, laiklik elden gidiyor. Millet istedikten sonra tabii gidecek yahu.”
On beş yıl önce böyle düşünen Tayyip Erdoğan padişah yetkileri kullanan bir Başbakan’dır bugün.
Bu ülkenin anaları başka Tayyip Erdoğan’lar doğuramaz mı?

