Nükleer inadı

Haberin Devamı

Japonya’daki felâketten ders almamak ilâhi bir korumanın ayrıcalığını reddetmektir.

Biz bu işte geç kalmışız.

Kim bilir bu rötar belki Tanrı’nın lütfudur.

Siyaset, rant veya cehalet güdümlü bir kör inada, geç kalmamızdan doğmuş bu avantajı feda etmenin mantığı var mı?

Vatandaş şaşkın: Bir çok ülke yeni nükleer santralların yapılıp yapılmamasını halka sorarken Türkiye’de iktidar partisi nükleer için değil “bedelli askerlik” için referandum öneriyor!

“İleri demokrasinin AKP yorumu” buysa, karşı karşıya bulunduğumuz siyasi risklere nükleer kazalar da dahil olacak demektir.

Japonya’daki felâket Türkiye’nin kafasını toplaması için önemli bir fırsat yarattı. Çünkü Akkuyu’yu Ruslara veren tercih, teknik ve ekonomik akılcılığa değil daha çok siyasi kaygılara dayanıyor.

Karar oluşurken “daha iyisini, daha ucuza yaptırmak“ mümkün mü; aranmamıştır.

“Herkesin 7 cente aldığı elektrik için 15 yıl boyu Rusya’ya neden bir kat fazla para ödemek zorundayız?”

Bu sorunun cevabı da verilmemiştir.

Japonya’daki olay, bizi büyük bir kazık yemekten kurtaracak fırsatı sunuyorsa neden yararlanmayalım?

Kaldı ki asıl büyük kazanç belki, elektrik üretiminde nükleerden vazgeçme kararını vermek olacaktır.

Bunu bilmiyoruz henüz.

Ama madem ki geç kaldık o zaman en doğru tercih, bilim dünyasının ulaşacağı sonuçları beklemektir.

AKP buna razı değilse referandumu, bedelli askerlik için değil asıl nükleer santrallar için yapmalıdır.

Akkuyu’dan bile vazgeçme mecburiyeti ortada dururken “Sinop ve Trakya’da iki tane daha yapacağız” demek, yalnızca kazanç düşünen satıcı mantığıdır.

Nükleer inadı, gelişmenin değil gericiliğin göstergesidir!

***


Napolyon!

Libya’nın kaderi çizilirken Türkiye ile Fransa başrole yükseliyor.

İki ülkenin duruşları, dış politikanın ilkelerden çok çıkarlardan etkilendiğini göstermesi bakımından öğreticidir.

Türkiye, Mısır’da Mübarek’e karşı çıkmaktaki cesaret ve kararlılığı Kaddafi’ye karşı tekrarlayamıyor.

Çünkü Libya’ya dönmek için barışı bekleyen onbinlerce Türk işçisi ve Kaddafi gittiği takdirde milyarlarca dolar yitirecek Türk şirketleri var.

O nedenle Türkiye ölçülü bir müdahale ve müzakere öneriyor.

Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy ise “hemen çullanalım“ diyor.

AKP’nin “İslâmi duyarlılıkları demokratik ideallerle birleştiren” imajına Libya’da zarar verdiğini söyleyenler, Sarkozy’nin dünyayı egoizmine feda eden bir oyun oynadığını acaba görmeyecekler mi?

Gelecek yıl Fransa’da seçim var ve Sarkozy bitik. İlk turda elenecek görünüyor.

Bir küçük şans için Libya’yı ateşe vermeye hazır!

Napolyon’un boyunda bir Kaddafi gibi...

DİĞER YENİ YAZILAR