Nüfus artışı kontrolden çıkmış bir ülke, dik yokuşta freni patlayan kamyona benzer!
Aşırı nüfus artışı ve büyük kentlere göç olgusunu işlediğimiz günlerde okurlardan gelen olumlu tepki ve düşünsel katkı, şaşırtıcı boyutlar gösterdi.
Gerçekten de bu sorun geçen yüzyılın başından beri sürekli gündemdedir. Ama son yıllarda terörün, devlet ve toplum yapısı en güçlü ülkeleri bile vuracak cüret ve olanakları kazanması sorunun önemini artırmıştır.
Hepimiz biliyoruz ki cahil ve mutsuz kalabalıkların fışkırdığı insan tarlalarını terör örgütleri biçiyor. Çünkü bu hasattan sevgisiz, güvensiz, geleceği olmayan çocuklar elde ediliyor.
Eğitim alamayan, iş ve aş bulamayan, umutları da olmayan bu çocuklar ya büyük kentlerin ormanında kayboluyor veya kapkaç ve terör organizasyonlarının karanlık girdabında yok oluyor.
Yerel asgari ücret
Gıdasını, bakımını, sevgisini ve eğitimini garanti etmedikleri çocukları dünyaya getiren anne babalar...
Evet onların sorumluluğu, terörün faili olmak kadar ağırdır.
Bu çağda bu garantilerden yoksun çocukların dünyaya gelmesini durduramayan toplumları, bedeli asayişsizlik ve terör olacak bu sorumluluktan ötürü başka ülkeler mesul tutacaklardır.
Türkiye, nüfus artışını kontrol altina alacak çareleri "nüfus bombası" patlamadan önce mutlaka hayata geçirmelidir. Bu politikalar eğitim yanında mutlaka vergi tedbirleri ile de desteklenmelidir.
Bir uzman okurumuz "yerel asgari ücret" öneriyor. Gerçekten de göçe karşı etkili bir tedbir olabilir.
Türkiye'de işçi asgari ücreti her yerde aynı. O nedenle yatırımcı fabrikasını tüketiciye yakın büyük kentlerde kuruyor. Bu durum işsizleri büyük kentlere çekiyor. Gelenlerin çok azı iş bulduğu için ötekiler, kent varoşlarında sefalet ve yoksulluğa mahkûm oluyor.
Çin yerine Hakkâri
İstanbul'da 350 milyon liralık asgari ücret bir sefalet ücretidir ama Muş, Ağrı, Bitlis gibi yerlerde iyi paradır. Bölgedeki kişi başına düşen ortalama gelirin birkaç katıdır.
Yerel asgari ücret yasallaştığı takdirde emek yoğun işlerde üretim yapan müteşebbisler büyük kentleri değil, ucuz emeğin bulunduğu yerleri tercih edecektir.
Yüksek işçilik maliyetinden kaçmak için Çin'e gitmeye başlayan Türk işadamları kendi ülkelerinin az gelişmiş bölgelerine gitmeyi tercih edeceklerdir.
Göç baskısı, en azından yaratılan istihdam kadar ve onun etkisiyle canlanacak olan yeni umutlar ölçeğinde azalacaktır.
Hükümetin az gelişmiş bölgeler için başlattığı teşvik uygulaması "yerel asgari ücref'le desteklenmelidir.
İstihdam yaratan yatırımı yönlendiremeyen bir idare, nüfusu da, nüfus hareketlerini de kontrol edemez.
Nüfus bombası
Nüfus artışı kontrolden çıkmış bir ülke, dik yokuşta freni patlayan kamyona benzer!
Haberin Devamı

