Normalleşme değil serap...

Haberin Devamı



AKP iktidarı Deniz Feneri soruşturması bağlamında ciddi bir sınavdan geçmekte olduğunu bilmelidir.

Bu dava Almanya tarihinin en büyük merhamet dolandırıcılığı ile ilgili.

Frankfurt mahkemesi asıl suçluların Türkiye’de olduğunu bildirdiği halde bu suçlular görünmez eller tarafından yıllar boyu korunmuştur.

Eller görünmez olsa da parmak izleri suçluları koruma sorumluluğunu iktidarın taşıdığını ele veriyor.

Türkiye’deki soruşturma için düğmeye basanlar seçimin geçmesini beklemişlerdir.

İktidar en baştan itibaren yargıya yardımcı olmamıştır.

Alman mahkemesinin “asıl suçlu”lar arasında saydığı RTÜK eski Başkanı Zahid Akman için savcılık soruşturma izni istediği halde Başbakanlık direnmiştir.

Haklı olarak toplum vicdanı şüphede:

“Asıl suçlular” üç yıl boyu ellerini kollarını sallayarak dolaşmaktan daha verimli (!) işler yapmışlardır herhalde.

Almanya’daki Türk vatandaşlardan toplanan 40 milyon avroyu aşan bir servet siyasi ve ticari amaçlarla kullanılmıştır. Suçlanan kişiler himaye altında geçirdikleri yıllar boyunca elbette bu fırsatı delilleri karartmak yolunda değerlendirmişlerdir.

Zahid Akman ve Kanal 7 yöneticilerinden dört kişinin tutuklanması yine de adalet için umut vaat ediyor.

Çünkü bir hukukçunun ifadesi ile ortada öylesine azgınca işlenmiş bir suç var ki, tüm delillerini ortadan kaldırmaya üç değil 13 yıl bile yetmez.

Burada önemli olan mahkemeyi etkileyecek müdahalelerin yaşanmamasıdır.

Bunu hayal etmek de yazık ki kolay değil.

Dün Deniz Feneri’nin programlarında sunuculuk yapan Uğur Arslan ile üç Kanal 7 yöneticisi Ankara’ya götürüldüler.

İnternet sitelerinde dün yayınlanan bu habere yönelen okur yorumlarını AKP yöneticileri mutlaka değerlendirmelidirler.

AKP’nin Deniz Feneri ve Ergenekon davaları karşısındaki duruş farklılığına bakanlar, yargının adil bir karar vermesine imkân tanınacağına inanamıyorlar.

İktidar sözcüleri “Yargıya karışamayız, yargı bağımsızdır” plâğını çalmasınlar yine.

Bakın Ege Ordu Komutanı hakkında savcı yakalama talebinde bulundu. Ama mahkeme karar veremiyor.

Çünkü iktidar komutanın Yüksek Askeri Şûra’daki görevini yapmasında yarar görüyor.

Mahkeme de karar vermek için herhalde hükümetten ışık bekliyor.

Bağımsız yargı ihtiyacı Türkiye’nin her gün büyüyen sorunu olacak.

“Normalleşen Türkiye”den bahsedenler serap görüyor.

Yargısı iktidar kontrolüne girmiş demokrasi olmaz!

*****


Habercilik değil bu

Bölücü terör yine oyun peşinde.

İmralı’daki elebaşı, muhataplarını kanla terbiye etmeye çalışıyor.

“Ben aradan çekiliyorum” dedikçe pusular, kayıplar artıyor.

Amacı tabii ki vazgeçilmez olduğunu düşündürmek ve hep gündemde kalmak...

Son şehitleri Başkale’de verdik. Onlara Allah’tan rahmet, ailelerine sabır dileriz.

Ama şehitlerden birinin ailesi kara haberi televizyondan öğrendi.

Şehitlik, milletin minnetini hak eden en yüce fedakârlıktır. Acı kaybını şehidin ailesine bildirmenin bir usulü, ahlâkı olmalı.

TSK bunu disipline etmişti ama belli ki ihlâller yine görülebiliyor. Öyle durumlar karşısında medya hassasiyet göstermelidir.

Burada habercilik yarışı yapılmasa da olur. Çünkü yapılan felâket tellâllığı oluyor!

DİĞER YENİ YAZILAR