Nişan da verin!

Haberin Devamı

Yaşlı ve hasta hükümlülerin cezalarını kaldırmak Cumhurbaşkanı’nın elindedir.

Anayasa bu yetkiyi ona veriyor.

RP kapatıldığı zaman Hazine’ye iade edilmesi gereken devlet yardımı buharlaştırıldığı için Erbakan biliyorsunuz mahkûm oldu.

Geçen gün avukatları af yetkisini onun için kullansın diye Cumhurbaşkanı’na başvuruda bulundular.

Yani Gül isterse bugün “hocası”nın cezasını kaldırabilir.

Ama bunu yapmıyor.

Kendisine ait yetkiyi kullanmak için kamuoyu önünde yoğun siyasi baskıya hedef olduğunu herkesin görmesini bekliyor.

AKP, MHP ve DTP af girişimine destek vermişlerdir. Mesela MHP’li Faruk Bal affın isabetli bir karar olacağını söylemiş, DTP’li Hasip Kaplan kayıp trilyonu Erbakan’ın kendisinin yemediğini hatırlatarak “Geçmişte mesai yaptığı arkadaşlarının vicdanının sızlaması lâzım” demiştir.

Zaten büyük zorluk buradan geliyor.

Abdullah Gül aynı davanın sanığı idi. Hoca yasaklı olduğu için yargılanırken Gül’ü milletvekilliği dokunulmazlığı korudu ve sonuçta Türkiye’ye özgü yeni bir garabet doğdu:

Kayıp Trilyon Davası’nın iki sanığından biri hüküm giydi, öbürü kurtuldu.

Kurtulan ötekini affetmek için kamuoyunun oluşmasını bekliyor!

Eski Yargıtay C. Başsavcısı Kanadoğlu cumhurbaşkanlığı görevinden kaynaklanmayan bir suç olduğu için Abdullah Gül’ün “Kayıp Trilyon”dan yargılanması gerektiğini savundu bir TV programında.

Pişmiş aşa soğuk su katmıştır ama aslında hukuku, adaleti hatırlamamız için iyi bir fırsat yaratmıştır.

Yaşlı ve hasta Erbakan’a acımak lâzımsa çırakları “Hoca”nın cezasını hapiste değil evinde tamamlamasını sağlamışlardır.

Daha ne?

Parası çalınan millete acımayacak ama yazlığında dinlenen mahkûma acıyacaksınız.

Oldu olacak üstüne bir de devlet liyakat nişanı verin bari!

Erbakan devletin merhametinden yararlanmıştır. Daha fazlası şüphe çekebilir.

“Siyasetçiler ileride başlarına gelebilecek benzer durumlara karşı Erbakan’ın şahsında bir emsal uygulama ile kendilerine sığınak inşa ediyorlar” diyenler çıkabilir.

Ama bu işlerin tedbiri olmaz. Tek tedbir devletin parasına el uzatmamaktır!

*****


Günah günü

ÖSS günlerini, en büyük günahların işlendiği günler olarak algılarım.

Gençleri eleyen seçimin adaletsizliği “mağdur”ların çaresizliği yüreğimi ezer.

Siyasetin her zaafını bağışlayabiliriz ama eğitime gelince buna hakkımız olmamalı.

Dün 1,5 milyon çocuğumuz sınava girdi. Bunlardan sadece 150 bini “üniversitede okuyorum” diyebileceği bir yere girecek.

Öbürleri ya açık öğretimle oyalanacak ya da kaderin hiç cömert davranmadığı bir boşlukta çıkış yolu arayacak.

Geçen gün Ankara Ticaret Odası 20-24 yaş grubunda 510 bin yüksekokul mezunu genç bulunduğunu, her 100 gençten 21’inin iş aradığını, önemli bir çoğunluğun da ümit kestiği için artık iş aramaktan vazgeçtiğini açıklıyordu.

ATO’nun açıklamasında teknik liselerin çoğaltılması isteniyor ve “Hedef üniversite açıp diplomalı işsiz yaratmak değil, ihtiyaç duyulan mesleklerde eğitim verecek üniversite açmak olmalı” deniyordu.

Bunu iktidar yapacak. Peki iktidar ne kafada? Onun cevabını da dün Eğitim İş Genel Başkanı Adıbelli verdi:

“AKP iktidarında eğitimde özelleştirme ve dinselleştirme hareketi artarak devam etmektedir. Eğitim sistemimiz çağdaşlıktan ve ulusal nitelikten uzaklaştırılmış, okullar tarikat yuvalarına dönüştürülmeye çalışılmıştır.”

Gördüğünüz gibi türban karambolunda eğitimin başına çoktan çorap örülmüş!

DİĞER YENİ YAZILAR