Nihayet adalet!

Haberin Devamı

Yargıtay’dan, yargı ve hukuk bilimi çevrelerinin “devrim niteliğinde” dediği bir karar çıktı.

Ergenekon davası kapsamında suçlanan dünyaca ünlü cerrah Prof. Mehmet Haberal 17 Nisan 2009 tarihinden beri yani 1,5 yıldır tutuklu bulunuyor.

Prof. Haberal, koruma tedbiri olması gereken tutuklamayı kendisi üzerinde ceza olarak uyguladıklarını iddia ettiği 9 hâkim hakkında dava açmış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi de suçlanan hâkimleri 1.500’er lira tazminat ödemeye mahkûm etmişti.

Başbakan’ı çok kızdıran bu karar, hüküm giyen hâkimlerin itirazı nedeniyle değerlendirildiği Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nca onaylandı.

Bilim çevreleri ve uzman uygulamacılar kararın Türkiye’deki sakıncalı tutuklama rejimine bir çeki düzen getireceği ümidini taşıyorlar.

Adalete hizmet edeceği kesin olan bir ilk yaşanıyor:

“Bir ceza yargıcının, tutukluluk tedbirini uygularken makul süreyi aştığı ve yeterli gerekçe göstermediği için kişisel sorumluluğu tespit edildi.”

Daha önce olmadı böyle bir şey.

Cezaevlerimizdeki tutuklu sayısının hükümlü sayısından fazla olduğunu ve bunun adalet değil mağduriyet üreten bir düzene işaret ettiğini bilirsek Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararının önemini daha iyi anlarız.

Silivri’de üç yıl geçtiği halde sorguları bitmeyen tutuklular var.

Yargıtay kararı, tutuklama kararlarında hâkim takdirine makul bir sınır getireceği için adaletsizlik azalacaktır.

Bu yalnız mağdurları değil, hâkimleri de koruyacaktır.

Çünkü bu tür davalara bakan hâkimlerin siyasi baskılara hedef olduklarından şikâyet ettiklerini unutmadık..

Hrant Dink’in katili Ogün Samast’ın yılbaşına kadar tahliye olacağı söyleniyor.

Ama Prof. Haberal ve gazeteci Balbay, hem Kurban’ı, hem yılbaşını büyük ihtimalle Silivri’de geçirecek.

Böyle adalet olur mu?

Uzun süreli tutukluların çokluğu Türkiye’yi adaletsiz ülkeler sınıfına sokuyor. Bu durumdan Cumhurbaşkanı da şikâyet etmişti.

Şimdiye kadar bu müzmin hastalığa siyaset çare bulmalıydı.
Çareyi yüksek yargı getirdi. Buna da şükür.

Ilımlı İslâm ihracatı

Amerika, komünizmin tehlike olduğu dönemde “Yeşil Kuşak Projesi” bağlamında köktendinci İslâmcıları desteklemişti.
Yaratılan canavar mucidine saldırınca “Ilımlı İslâm” üstüne oynamaya başladılar.

Geçen gün çıkan bir haber, bu projenin başarısı bakımından dikkat çekiciydi:

“Mısır’da radikal dinci Müslüman Kardeşler Örgütü iktidar alternatifi olmak için AKP’yi örnek almaya karar vermişti.

Partinin kurmayları AKP ileri gelenleri ile buluşmak üzere Ankara’ya gitmeye hazırlanırken Kahire Havalimanı’nda güvenlik güçleri tarafından uçaktan indirildi..”

Müslüman Kardeşler dönüştüğünü göstermek için Kuran ve Kılıçlı logusunu buğday başağı ile değiştirdi.

Amerika’nın “Ilımlı İslâm” projesinin başarısını gösteren bu gelişme, Mısır açısından da önemli bir başarıdır. Çünkü radikal İslâm’ın yarattığı tehdit ve tehlikeler, bu sayede Mısır’dan uzaklaşacak demektir.

Buradaki tereddüt Türkiye konusunda.

Çünkü Mısırlı Müslüman Kardeşler, ılımlı İslâm’ın örneğini ve öğretisini Türkiye’de arıyor. AKP bu durum karşısında övünebilir.

Ama CHP?.

CHP bir an önce toparlanıp Atatürk’ün kurduğu cumhuriyeti koruyacak güce kavuşmanın yaratıcılığını göstermelidir.

İslâm bizim için dindir, rejim olamaz.

Türkiye radikal rejimleri terbiye etmek uğruna harcanamaz!

DİĞER YENİ YAZILAR