Nihayet...

Türk Milleti deyimi yerine başka bir ad koymanın çıkaracağı belâlar Başbakan a anlatıldı herhalde!

Haberin Devamı

Türk Milleti deyimi yerine başka bir ad koymanın çıkaracağı belâlar Başbakan a anlatıldı herhalde!

Anayasa "Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı her bireyi Türk" sayıyor. Bu tarif "Türk"ü bir ırkın değil, sosyolojik bir birliğin, sosyal psikolojik bir varlığın adı olarak anıyor.

Türk Milleti, kaderde, tasada ve kıvançta ortak olan bu insanların yarattığı bir varlıktır.

Yani Kürt, Laz, Gürcü, Boşnak veya Çerkez kökenli olmak Türk Milleti'nin unsuru olmaktan alıkoymaz kimseyi.

"Alt kimlik-üst kimlik" ayrımı ile Başbakan, kültürel kimliklerine saygı gösterilmesini isteyen Kürt vatandaşlan Türk diye anılmaktan kurtaran bir icatta bulunduğunu sandı.

Tehlikeli boşluk
Ama bunu yaparken bize milli mücadeleyi kazandıran ve cumhuriyeti kurup yücelten milli kimliğimizi feda etmenin yanlışına düştüğünü fark etmedi.

Türk ve Türk Milleti yerine Türkiyeli ve Türkiye vatandaşı deyimlerini koymak Türkiye'yi çok uluslu bir ülke gibi göstermek isteyenlerin ve o hedefe yürümeye çalışanların hayalini kurdukları ortamdır.

Bölücülerin hayali, Kürt adının "kurucu ulus" olarak anayasaya geçirilmesi, Türkçe yanında Kürtçenin de resmi dil ve eğitim dili kabul edilmesi, terörist başını da kapsayan bir genel affın çıkarılmasıdır.

Bu talepler ancak milli kimliği unutturulan bir toplumda pazarlık ve müzakere zemini bulabilir.

Millet geri geldi
Başbakan Erdoğan dün Tunceli il kongresindeki konuşmasında düştüğü yanlışları düzeltmeye çalışan bir çaba içinde göründü.

Meselâ "Her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının tanımı vardır. Nedir o? Türk'tür" dedi. Devam etti:

"Farklı etnik kimliklere sahibiz ancak Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı bizi bağlayan bağdır. Onun için de diyoruz ki: Tek bayrak Türk bayrağı, tek millet Türk milleti, tek vatan Türk vatanıdır."

Etnik farklılıktan mutlaka ayn bir kimlik çıkarmak, oradan da kültürel ve siyasal ayrışmaya yürümek kabulüne dayanan karambol, seçkinlerin beğenisine önem veren Başbakan'a cazip gelmişti.

Hatasını nihayet anlamış ve büyük gemiler gibi yavaş yavaş dönmeye başlamıştır.

Dileriz düzeltmenin de ayarını kaçırmaz!

DİĞER YENİ YAZILAR