Niçin asker?

Haberin Devamı

Silâhlı Kuvvetler bu devletin en değerli uzvu, milletin göz bebeğidir. Vatani görevin zorunlu olduğu bu ülkede bütün erkekler, askerlik tecrübesini yaşayarak yalnız olgunlaşmakla kalmaz, bu ocağın güven duyulmayı ne kadar hak ettiğini de öğrenirler.
Terhis olarak dönen genç adamın kazandığı değerler bütün ailenin zenginliği olur.
Ordu bu yüzden ülkemizde üçüncü çoğul kişi, yani “onlar” değildir, milletin kendisidir. Nasıl ülkeyi işgalden kurtardıktan sonra yeni devleti asker dedelerimiz, babalarımız kurduysa, bugün de iç ve dış düşmanlara karşı sınırlarımızı ve bütünlüğümüzü çocuklarımız ve kardeşlerimiz olan Mehmetçikler koruyor.
Son zamanlarda askerin millet katındaki saygınlık ve güvenilirliğini tahribe dönük sistemli bir fesat kampanyası yürütülüyor.
Suça bulaşmış personeli cezalandırmak ve ordudan uzaklaştırmak, bizdeki askerî geleneğin temelidir. Bu, ocağı temiz tutan bir erdemdir. Ama nifak odakları bu alışkanlığı bile askerin aleyhine kullanıyor.
Emekli askerlerin karıştığı bireysel suçlardan bu çevreler, TSK’yı toptan töhmet altına sokma amaçlı senaryolar üretiyorlar.
En kritik görevlerde bulunan generallerin telefonları dinleniyor ve bu kayıtlar internette saptırılarak halkı zehirlemek amacıyla kullanılıyor.
Seçilen askerlerin bulundukları kritik görevler, bu dinlemelerin profesyoneller tarafından ve siyasi amaçlı teşvikler desteğinde yapıldığını düşündürüyor.
Bugün birinci sayfamızda yer alan “rezalet” başlıklı haber, tahrip kampanyasının ne kadar şeytanca ve profesyonel entrikacılar tarafından yürütüldüğüne ibrettir.
Korgeneral Metin Y. Yalçın, kolordu komutanlığı yaparken yılın başında emekliliğini isteyip ordudan ayrılmıştı.
İnternette paşanın bir kadın televizyoncuyla yaptığı telefon konuşmasının ayrıntıları çıktı. Bu kadarla kalsa neyse bu konuşmanın orgeneralliğe terfi sürecinde rakibi durumundaki bir korgeneral tarafından kayda aldırıldığı iddia edildi.
Fesat orada da durmadı sözde tertibi yapan korgeneral, Yalçın Paşa’ya “İstifanı vermezsen bu konuşma kaydını medyaya dağıtacağım” şantajı yaptı ve emekliye ayrılmasını sağladı.
Yalnız emekliye ayrılanı değil, içeride kalanları da lekeleyen bir alçaklık, gemi
azıya almış haldedir.
Kimse bu iftira kampanyasının demokrasimizin arınmasına yardım edeceği yalanına kanmamalıdır.
Orduya saldıranlar aslında ordunun koruduğu değerlere saldırıyor.
Askeri demokrasinin engeli olarak göstermeye çalışanlar bilmiyorlar mı “ordusuz hürriyet olmaz”...
Elbet biliyorlar. Dertleri devleti ve rejimi en güçlü güvencesinden
yoksun bırakmaktır!

*****


Affetmek yakışır

AKP’nin internet sitesine “Size oy verenin...” diye başlayan bir mesaj bırakan çiftçiye ne oldu biliyor musunuz?
Tek celsede 1 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Hâkim cezayı ertelemediği için Çatalcalı Mahmut Acar, eğer Yargıtay onay verirse hapse girecek.
Kararın gerekçesi “kamu görevi yapan kişiye hakaret.”
Oysa hakaret sayılan mesaj Başbakan’ın kamu görevi yaptığı kimliğine değil siyasetçi kimliğinedir.
Hakaret midir, ağır eleştiri mi o da tartışılır.
Velev ki hakaret olsun, oy verdiğine pişman olduğunu söyleyen bir vatandaşın özgürlüğünü yitirmesi, ailesinin perişan olması, Başbakan’ı memnun edecek midir?
Biz affetmesini diliyoruz.
Demokrasi ve özgürlük adına yüksek mahkemeden affedici bir karar beklediği günlerde Başbakan’a böyle bir jest yakışır!

DİĞER YENİ YAZILAR