Başbakan Erdoğan halkın zekâsını hor görme yanlışına sık düşüyor.
Geçen gün “AK Parti Anayasası değil Türkiye Cumhuriyeti Anayasası hazırlıyoruz” dedi. Teminatı da şu:
“Taslak meclise geldikten sonra iş bizden çıkmış olacak. Orada bütün partilerin temsilcileri var!”
Başbakan’ın ağzına bakan ezici bir çoğunluk karşısında onlar ne yapabilir?
Taslağı yazan bilim kurulu bile birçok konuda -zorunlu din dersi ve türbanda görüldüğü gibi- son tercihi Başbakan’a bırakıyor. Başbakan’ın uygun bulduğu tercihe AKP grubundan itiraz geleceğini kimse hayal edemez.
Mazallah bu gidiş “AK Parti Anayasası”nı geçip “Tayyip Erdoğan Anayasası”na varabilir!
Önceki gün laikliği “bütün inanç gruplarına eşit mesafede olmak” diye tarif etti Başbakan. “Laikliğin âmir hükmü budur” dedi.
Kaidelerini topallar koysaydı futbol koşarak oynanan bir oyun olmazdı.
Başbakan laiklik için “kutsal din duygularını devlet işlerine ve politikaya karıştırmamak” diyen tarifi benimsemediği sürece laiklik devamlı aşınacaktır bu ülkede.
“İnancını yaşamak” başkaları üstünde egemenlik kurma sonuçları getirmeye başlamışsa laiklik tehlikeye girmiş demektir. Laiklik kimsenin ibadetine karışmaz. Ama ibadeti (tabii bu arada türbanı) dinci ideolojiyi yayma amaçlı şartlandırma vasıtası yapanlara da izin vermez.
Laik rejimin dindarla sorunu yoktur, dinci ile vardır.
Kamuda tayin yaparken, eşi türbanlı olanlara avantaj tanıyan zihniyete Anayasa yapma yetkisi tanımak kumardır!
Tebrikler
Cumhurbaşkanı Gül’ün kızı pek çok genç kızın hayalini kuracağı bir düğünle evlendi.
Kübra ve Mehmet Sarımermer çiftine mutluluklar diliyoruz.
İki aileyi ve gençleri, verdikleri bir karar nedeniyle de ayrıca kutluyoruz.
Bizde imtiyaz avcısı tipler verdiklerinin bin misli ile geri döneğini umarak iktidar sahiplerine suç olmayan yollardan rüşvet verme fırsatlarını kaçırmazlar. Siyaset dünyamızda düğünlerin sağladığı servetlere konmuş şahsiyetler az değildir.
Cumhurbaşkanı Gül o kötü örnekler arasına girmemeyi başardığı için övgüyü hak ediyor.
Önerisini kabul ettikleri için kızı ve damadı da bu onura ortak oluyorlar.
Aile, düğün için sunulan takıların “büyük bölümü”nü şehit ailelerine bağışlamayı kabul etmiştir. Hediyelerin “büyük bölümü”nden murat, “Yakın akrabaların getirdikleri dışında kalanlar” olacak herhalde. Bu da doğaldır.
Düğün hediyelerini şeffaf hale getiren bu karar, devlet hayatına iyi bir örnek yanında Gül’e de çok daha değerli manevi zenginlik kazandıracaktır. Tebrikler...

