TRT Haber’de geçen gece ilginç bir mülâkat yayınlandı.
Referandum üstüne 70 bin kişilik anket yapan Pollmark’ın yöneticisi Ertan Aydın programın konuğu idi.
Başbakan’ı çok şaşırtan ve rahatsız eden iki sonucun neler olduğunu açıkladı:
“2002’den bu yana araştırmalarda, eğitim düzeyi ile AK Parti’ye oy verme arasında negatif bir ilişki olduğunu gördük. Yani eğitim düzeyi yükseldikçe insanların AK Parti hakkındaki kanaatleri olumsuza dönüşüyor. Referandumda da eğitim düzeyi yükseldikçe EVET oylarının düştüğünü gördük.”
Pollmark yöneticisi Aydın, Başbakan’ın buna şaşırdığını, ama asıl, laik yaşamın tehdit altında olduğunu düşünen kitlenin yüzde 66 çıktığını öğrendiğinde “hayret ve rahatsızlık” yaşadığını söyledi.
Şu değerlendirme ona ait:
“Başbakan şöyle düşünüyor; gecesini gündüzüne katmış çalışan bir lider var ortada. İnanılmaz şeyler yaptığını düşünüyor ama belli kesimler tarafından yeterince takdir edilmiyor. Bu duygu onu çok rahatsız ediyor.”
Ben de, Başbakan’ın bu gerçekle yeni tanışmış gibi tepki vermesine şaşırdım.
“Bülbülü altın kafese koymuşlar, ah vatanım demiş.”
Cumhuriyet değerleriyle yetişmiş insanları bedeli laik rejime zarar vermek olan hiçbir kabule razı edemezsiniz.
Türkiye’de çağdaş yaşam tarzının tehlikede olduğunu düşünen kitlenin gerçek boyutlarını görememek büyük kusurdur.
Çaresi var ama...
AKP önümüzdeki seçimde adaylarını bu bulguları dikkate alarak belirleyecekmiş.
Acaba adayların eşi mutlaka türbanlı olacak şartını biraz yumuşatmak çare olur mu?
Bence eğitimli kitleyi hafife almak olur bu.
Seçim kampanyasını türban sömürüsü üstünde yürütürken laik Cumhuriyet için tehdit algılayan insanları kazanamazsınız.
AKP eğitimli yığınlarla ancak onların güvenini kazanarak köprü kurabilir.
İktidarın verdiği tedirginliğin iki sebebi var: Biri siyasal İslâm’ın dayattığı yaşam biçimine gidişin hızlanması, öteki ise baskıcı bir rejimin varlığını her gün yayılarak duyurması.
AKP ortaya çıkan tabloya bakarak türban politikasını değiştirir mi?
En azından “Türban serbestisini üniversite ile sınırlı tutmayı, ilk ve ortaöğretim ile kamu kuruluşlarına sokmamayı taahhüt ediyoruz” diyebilir mi?
Keşke ama öyle bir umudun ışığı görülmüyor.
O görülmediği gibi demokrasinin çoğulculuk ve şeffaflık şartlarına meydan okuyan cüretkâr ihlâller birbirini kovalıyor.
Sayı iyi de kalite?..
Meclis şu anda, devlet parasının yerinde ve dürüstlükle kullanılıp kullanılmadığını denetlemekle görevli Sayıştay’ı iğdiş etmekle meşgul.
Yasa değişikliği gerçekleşirse kamu kurumlarında ve belediyelerde yaşandığını bildiğimiz yolsuzluklar takipsiz kalacak, hırsızlar ve yağmacılar bayram edecektir.
Askeri harcamalara denetim getirmekle övünen iktidar, devletin öteki kurumlarını yolsuzluğa karşı neden savunmasız bırakır?
Dün bir AKP milletvekili (Veysi Kaynak) “görevini kötüye kullanan” kamu görevlilerine uygulanan hapis cezalarında indirim öngören bir kanun teklifi verdi.
Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu da suça “maydanoz” tiplemesi yaparak öneriye destek verdi.
Din sömürüsü ve yolsuzluklar teşvik edilirken AKP eğitimli kitlelerin güvenini nasıl kazanacak?
Varlığını ve geleceğini yoksul ve eğitimsiz kitlenin büyümesine bağlamış bir iktidar olarak kalmak istemiyorsa Tayyip Erdoğan’ın radikal kararlar almaya hazırlanması gerekiyor.
Neye hayret?
Haberin Devamı

