Amerika tarihin hiçbir döneminde Türk halkının güvenini bu kadar kaybetmemişti.
Bunun sebebi, PKK’yı Ankara’ya karşı bir pazarlık ve tehdit kozu olarak kullandığı konusunda oluşan kanaattir.
Türk halkının gözünde Amerika PKK üstünden ülkemize karşı ilân edilmemiş bir savaşı kalleşçe yürüten Suriye’nin durumuna düşmüştür.
Bu ibretli çelişki Amerika’nın dostluğunu ve samimiyetini çok şüpheli duruma sokmuştur.
Son zamanlarda Türkiye’nin terörle mücadele alanında İran’dan daha fazla anlayış ve işbirliği desteği görmesi, ayrıca bunun dış politik açılımlarında kendini hissettirmeye başlaması Washington üstünde uyarıcı olmuştur.
Önceki gün Fransa’da, dün de Belçika’da PKK’ya yönelen operasyonlar acaba Washington’un uygulamaya sokacağı kapsamlı bir mücadele programının ilk ayağı mıdır?
Çünkü PKK yıllardan beri Avrupa’ya uyuşturucu kaçırarak ve orada haraç toplayarak besleniyor. Sözde dost hükümetler bu gerçeği bile bile korudular PKK’yı.
Şimdi görülen değişikliği Washington’dan gelen baskının yarattığını tahmin etmek zor değildir.
Amerikan Dışişleri Bakanlığı Terörle Mücadele Koordinatör Yardımcısı Frank Urbancic bir ay kadar önce altı Avrupa ülkesini ziyaret etti. Onlara “PKK’nın ülkenizde mali kaynak ve siyasi sığınma olanakları bulduğunu belirledik. Bu desteğin sona erdirilmesini istiyoruz” dedi.
Urbancic şunu da demişti:
“PKK bir ahtapot gibi. Bütün kollarına saldırmalıyız!”
Amerika, sabrı taşan Türkiye’yi yatıştırmak için taktik bir gösteri mi yapıyor yoksa samimi mi, yakında görürüz.
Çünkü kendilerinin koyduğu teşhis ve çözüm yöntemi, Nevruz’a kadar Kandil Dağı’nın dağıtılması gereğini emrediyor!
Vicdansız!
Meclis’in hırsızı vicdansız çıktı. Haberin başlığı böyleydi...
TBMM’nin kafeteryasına giren bir hırsız yazar kasayı açamayınca lösemili çocuklar için yapılan yardımların biriktiği cam kutuyu kırmıştı. Çalınan para 40 YTL idi.
Merak ettim; olay gerçek bir hırsızlık mı yoksa milletvekillerine verilmek istenen bir mesajın medyatik hale getirilmesi çabası mı?
Meselâ sanılanın tam tersine vicdanı aşırı gelişmiş biri, pekâlâ milletvekillerine şunu demek istemiş olabilir:
“Ey milletvekilleri, devlet parasını çalanları dokunulmazlık bahanesiyle takipsiz bırakmanın, lösemili çocukların parasını çalmaktan hiçbir farkı yoktur!”
Devlet Denetleme Kurulu’nun yolsuzluk nedeniyle suçlama yönelttiği bir yüksek bürokrat, 27 ayrı iddia nedeniyle hakkında soruşturma başlatılınca açığa alınmıştı.
Öğrendik ki bu zatı Enerji Bakanı Hilmi Güler, hemşehrilik hatırına kendine başdanışman yapmış.
O zaman meclis kafeteryasını soyan kişi yakalanırsa ona da bir iş bulsunlar.
Ay’dan gelmediğine göre nasılsa o da birinin hemşehrisidir!
Nevruz’da görürüz!
Amerika tarihin hiçbir döneminde Türk halkının güvenini bu kadar kaybetmemişti
Haberin Devamı

