Nereye kadar?

Haberin Devamı

Başbakan yıllar önce laik rejime meydan okuyan bir söz söylemişti:

“Tutturmuşlar bir laiklik elden gidiyor; millet istemedikten sonra tabii gidecek yahu!”

Yıllar sonra, geçen yıl Mısır’ı ziyaretinde “Müslüman Kardeşler”i kızdıran şeyler söyledi:

“Ben Müslümanım ve laik bir devleti yönetiyorum.”

Siyasi çıkar amacıyla sömürü yapılmadığı sürece din ile laikliğin birbirine zararı olmayacağını anlatmaya çalıştı.

AKP iktidarı “Hocanın dediğini yap, yaptığını yapma” özdeyişinde ifadesini bulan bir siyaset çizgisini uzun zamandan beri izliyor.

Mesela üniversite öğrencisi kızlara türban yasağı oldu bittiye getirildiğinde güvence verilmişti.

“Bu hak ilk ve ortaöğretim öğrencilerine ve kamu çalışanlarına genişletilmeyecek” denilmişti.

Sonra kapalı kapılar anahtar uydurularak açıldı fiilen. Şimdi yasal ve anayasal operasyonlarla hukuki bir meşruiyete kavuşturuluyor.

Siyasi tarafsızlık?

Baş örtüsü ile çektirdiği vesikalık fotoğraf reddedilen bir avukat, avukatların başları açık görev yapacaklarına dair düzenlemeye Danıştay’da iptal davası açtı.

Danıştay 8. Dairesi, oy çokluğu ile yürütmeyi durdurdu. Oysa laiklikle ilgili bir sorun geldiğinde oybirliğine dayalı kararlar oluşturmaya yetecek birikimi vardır Danıştay’ın.

Demek ki yeni kadro, o konuda yeni bir anlayış belirliyor.

İktidar laikliğin yerine “siyasi tarafsızlık” kavramını getiriyor. Diyanet İşleri Başkanı’nın “laiklik ilkesi doğrultusunda görev yapacağına” dair bir hükme AKP’nin yeni anayasa önerileri arasında yer verilmiyor.

Yeni anayasayı yaparken laiklik konusunda sıkıntılar yaşayacağımız şimdiden bellidir. Din siyasetin daha fazla aleti olacaktır.

Peki laik içgüdülerle bile olsa rejim kendisini savunamaz mı?

Yargının bağımsız olmaması bu sigortayı işlemez veya çok zor işler duruma getiriyor.

Zihin açıklığı için dua..

Demokrasilerde seçmen her sorunun çaresidir. Türkiye’deki seçmene bu konuda ümit bağlamak gerçekçi midir?

Bunun cevabını Başbakan Gaziantep’te “size oy yok” diye seslenen bir öğretmeni paylarken verdi.

“Bize kimin oy vereceği belli” dedi...

AKP kendine sadık bir seçmen tabanı oluşturmuş bulunuyor. Bu başarı lider olarak Tayyip Erdoğan’a aittir.

Muhafazakâr kitle laikliğin gerilemesi hâlinde neler olabileceğini merak etmiyor. Merak edenlerin de büyük kısmı, hayatı din kuralları doğrultusunda değiştirmeye olumlu bakıyor.

Ve o kitle de KONDA’nın araştırmasına göre yüzde 54 gibi bir orana çıkıyor.

Her Müslüman, AKP’nin laikliğe hasım gibi bakmaması için; yüzde 54’e de memnuniyetini yaratan her şeyin laiklik sayesinde olduğunu anlayacağı bir zihin açıklığı lütfetmesi için dua etmeli.

DİĞER YENİ YAZILAR