KONDA araştırması, türban takanların dört yılda 4,5 kat arttığını ortaya çıkardı.
Milliyet’te yayınlanan araştırmanın bulguları, başını örtmeyenlerin aynı dönemde yüzde 35,8’den 30,6’ya gerilerken örtünenlerin yüzde 64,2’den 69,4’e yükseldiğini belirtiyor.
Buradaki önemli tespit, türbandaki patlama: Dört yılda türban takanlar yüzde 3,5’tan yüzde 16,2’ye fırlamış...
Bu durum, örtünme tercihi ile siyasal tercihi arasındaki bire bir ilişkiye kanıt oluşturuyor.
Nitekim bulgular örtünmenin eğitim ve gelir düzeyi düştükçe ve yaş ilerledikçe arttığını, fakat türbana ilginin eğitimli gençlerde yükseldiğini gösteriyor.
Bu tablo türbanın yalnız dini inancı değil, siyasi tercihi de yansıtan bir simge olduğunu ortaya koymaktadır.
Şimdi soru şudur: Neden böyle oldu ve nereye doğru gidiyoruz?
Türk halkının eskiden değildi de şimdi dindar olduğunu söylemek doğru değildir.
Şu anda yükselen bir siyasi kimliktir, o kimliğin partisidir. Parti, propagandasını din üstünden yapmaktadır. Mağdur olduklarına inanan yığınları “dindar oldukları için mağdur edildiklerine” inandırmayı başarmaktadır.
Köroğlu rolü...
Bu bir modadır. İktidar zenginlerinin çoğaldığı ile ilgili haberler, onların yolundan gitmeye heveslenenleri de artırmakta, muhafazakâr yaşam biçimini tercih edenlerin her alanda önlerinin açıldığı inancının yerleşmesi teşvik edici olmaktadır.
AKP iktidar koltuğunda hâlâ mağduriyete dayalı bir “derin muhalefet” stratejisi izlemektedir.
Başbakan son zamanlarda başında olduğu devletin zulmüne karşı dindarları koruyan Köroğlu rolü oynuyor!
Kozan’da kompozisyon yarışmasının birincisi Tevhide Kütük’ün ödülünü almak üzere çıktığı sahneden türbanlı olması nedeniyle indirilmesi olayına Başbakan nasıl bir tepki verdi biliyorsunuz:
Tevhide’yi telefonla aradı, ona “merak etme, ben arkandayım” dedi.
Benzer bir haber dün Rize’den geldi: Kanser konulu bir kompozisyon yarışmasını imam hatip lisesi öğrencisi Emine Elif Azder kazandı. Kız, okul müdürünün tavsiyesine uyarak ödül törenine başını açarak gitti.
Olayın medyada çıkmasından sonra Başbakan hemen Elif’in babasını da aradı, üzülmemelerini isteyip “konuyla bizzat ilgileneceği”ne dair söz verdi.
İktidar partisi, türban mağdurları için kullandığı gücü, başını örtmeden güven içinde yaşamak isteyenleri korumak için de kullanıyor mu?
Türban yığınağı...
Amasya Anadolu Lisesi’nde dört kız öğrenci, dini baskıdan kurtulmak için başka okullara nakledilmelerini istediler. Geçen gün Reha Muhtar soruyordu:
“Tevhide’yi arayan Başbakan, bu kızları da aradı mı?”
Tabii ki aramadı. Çünkü yüzde 30’a kadar gerileyen başı açık kadınların korkusuz, baskısız yaşama hakları, Başbakan’ın derdi değildir. Korkarız ki hayali, örtünenleri “bu ülkenin yüzde 99’una” yükselmiş görmektir.
Türban sömürüleri tırmanıyor. Sanki taarruz mevzilerinde psikolojik yığınak yapılıyor.
İktidar galiba üniversitedeki türban yasağını kaldırmanın hamlesine hazırlanıyor!
Nereye gidiyoruz?
Haberin Devamı

