Nereye geldik?

Haberin Devamı

Kuzey Irak’a girmeme taahhüdüne dayalı kredi anlaşması tartışması bitiyor galiba. Yeter, bitsin..

Dışişleri Bakanlığı dün bir açıklama yayınladı. Açıklamada “Türkiye’nin herhangi bir taahhüt altına girmediği” ifade edildi ama bu utangaç yalanlamanın altından itiraf çıktı.

Önce hafızamızı tazeleyelim:

Olayın başı 2003 Mart’ıdır. Bush yönetimi Irak savaşı bağlamında bölge ülkelerine mali yardımlar öngören bir tasarı sundu Kongre’ye.

Nisan ayında Kongre, Türkiye’ye 1 milyar dolar hibe öngören tasarıya son şeklini verirken bazı koşullar ekledi. Koşullardan biri Türkiye’nin Kuzey Irak’a tek yanlı müdahalede bulunmayacağı idi.

İki ülkenin bakanları anlaşmayı 2003’ün Eylül’ünde Dubai’deki IMF yıllık toplantısı sırasında imza ettiler. Elbette anlaşma ile Türkiye, Kongre’nin koyduğu şartları kabul etmiş oluyordu.

CHP lideri Baykal haberi alır almaz Ankara’yı ayağa kaldırdı. Dönemin Genelkurmay Başkanı Özkök de getirilen şartı uygun bulmadığını açık ifadelerle belli etti.

Bunun üzerine AKP iktidarı, anlaşmayı meclise götürmeyip iptal etti, o paradan vazgeçti.

Baykal seçim meydanlarında AKP zihniyetini teşhir amacıyla bu hikâyeyi piyasaya çıkardığında Başbakan Tayyip Erdoğan, CHP liderinin rol tarifini “müfteriden beter” diye yaptı.

Halbuki şunu diyebilirdi:

“Hükümetler hata yapabilir ve muhalefet partileri bunu önlemek için vardır. O dönemde CHP muhalefetinin uyarısı bizi, sakıncalı bir taahhüdün altına girmekten korumuştur. Bu durum siyasi sistemimizin gayet sağlıklı işlediğine delildir.”

Erdoğan böyle davransa yücelirdi, ülkede lüzumsuz gerginlik ve zaman kaybı yaşanmazdı.

Dışişleri Bakanlığı da iktidar baskısı altında komik duruma düşmezdi.

Neyse, son durumu tespit edelim:

Türkiye’nin “Irak’a girmeyeceğim” taahhüdünü içeren bir anlaşma şu anda mevcut değildir. O anlaşma meclisimizden geçmemiş ve ortadan kalkmıştır.

Ama bu durum askerimizin gerek gördüğü anda Kuzey Irak’a girerek bölücü teröristlere yönelik operasyon yapması imkânını bize sunduğu anlamına ne yazık ki gelmiyor!

*****

Akıl maske taktı

Amerikan Associated Press haber ajansı dün standartlarına çok uygun olmayan bir haber geçti.

Haber, adını açıklamak istemeyen “üst düzey bir diplomat”a ve bazı “uzman”lara dayandırılıyordu.

Kaynağı gizlenen görüşlerin haber yapılması, olsa olsa o görüşlere ajansın atfettiği önemle açıklanabilir.

Diplomat “PKK ile mücadele için elimizden gelen her şeyin yapılması gerektiğini düşünüyorum. En büyük sorun ABD’nin yapması gerekeni yapmaması” diye konuşmuş.

Türk askerinin seçimden önce Irak’a girmesi ihtimalini “çok yüksek” gören bu diplomat, Washington’un duyarsız tutumunun Türkiye’yi kaybetme riski yarattığını belirttikten sonra Türkiye’yi sakinleştirecek çarenin, PKK’lı teröristleri daha önce kendilerinin yakalamaları olduğunu belirtmiş.

Dünyanın jandarması rolünün kendisine yüklediği görev bir yana salt ahlâki sorumluluğu bile Amerika’nın ne şekilde davranması gerektiğine ışık tutuyor.

Ama Washington bunu görmemekte ısrar ediyor.

Ve özgürlüğün beşiği bilinen bu ülkede aklı selim, eleştirisini yaparken kimliğini gizlemeye kendisini mecbur hissediyor.

Ne kadar korkutucu bir gidiş bu!

DİĞER YENİ YAZILAR