Nereye böyle?

Barajın taşma halini düşündüren bir manzara karşısındayız sanki. Komutanların sert uyarılar içeren konuşmaları tırmanış gösteriyor

Haberin Devamı

Barajın taşma halini düşündüren bir manzara karşısındayız sanki.

Komutanların sert uyarılar içeren konuşmaları tırmanış gösteriyor.

Eleştiri konuları yılların biriktirdiği sorunlardır.

Laik cumhuriyetle ve ülkenin bölünmezliği ile ilgili kaygılar dünden bugüne birikmedi, niye şimdi birden taşma gösteriyor?

Tepkiler eskiden de vardı ama dışa vurulmasına izin verilmiyordu. Eski Genelkurmay Başkanı Özkök zamanında bastırılan bu tepkilerin ülke esenliğine katkıda bulunmadığına, tersine çağ dışı zihniyeti cüretlendirdiğine ve daha fazla susmanın telâfisi zor zararlar doğuracağına karar verilmiş olmalıdır.

Üç kuvvet komutanının yaptıkları konuşmalar, Türk Silâhlı Kuvvetleri’nin kırmızı çizgilerini belirtip çiğnetmemek konusundaki kararlılığını üst üste vurgulayan bir bütünlük taşıyor. Dün Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Yener Karahanoğlu şöyle dedi:

“Laiklik ‘ben gidiyorum’ demez. Laiklik karşıtlarının güç kazandığını, laiklik kavramının zayıflatıldığını görmemiz gerekiyor..”

Adres iktidar...
Silâhlı Kuvvetler’in ulus devlet, üniter devlet ve laik devlet niteliklerine yönelen tehditler karşısındaki “koruma ve gözetme” görevini yasalardan aldığını söyleyen Oramiral Karahanoğlu “TSK’nın Avrupalılığı tartışılmaz” demekle beraber AB idealleri uğruna cumhuriyetin temel değerlerinden vazgeçilmesine müsamaha edemeyeceklerini belirtti.

Bütün bu uyarı ve eleştirilerin adresi elbette siyasi iktidardır. Komutanların mesajlarında ekonomik politikalara yönelik eleştiriler bile bulunması, askerin kabul edilemeyecek ölçüde siyasetin içinde yer aldığına dair AB kaynaklı suçlamalara delil gösterilecektir.

Bu durumun AB sürecine ve tedirginliklere dayanıklı olmayan ekonomimize ne zarar vereceğini ancak yaşayarak öğreneceğiz.

Ama gidiş hayırlı bir gidiş değildir ve devlet adamlığı sorumluluğu taşıyan herkes elinden geleni yapmak zorundadır.

Askerleri siyasetin içinde gösteren yüksek sesli çıkışların devamını önlemek elbette önemlidir.

Ama bu çıkışların sebebi olan tehlikeli birikimi inkâr etmemek ve tehdit olmaktan çıkarılmalarını sağlamak da en az o kadar önemlidir.

AKP iktidarının alınma hakkı yok. Yanlış algılandıklarını düşünüyorlarsa suçu kendilerine aittir.

Korkuları giderin
Devlet dairelerinden sokaklara kadar Türkiye’nin görüntüsü bu iktidarın din sömürücülerine verdiği cüretle değişti. Atatürk cumhuriyetinden uzaklaşma endişesi, AKP’nin Cumhurbaşkanlığı makamını da ele geçireceği tahmini ile birleştiği zaman korkuya dönüşüyor.

Ve AKP de tüm bu korkuların yersiz olduğuna toplumu inandırmak için çaba sarfetmiyor.

Siyasi muhalefetin çabaları da yetersiz kalıyor.

Bu eksiğin telâfi yöntemi asker takviyesi olmamalı.

Cumhurbaşkanı Sezer yarın, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt pazartesi günü dikkatli konuşsunlar!

DİĞER YENİ YAZILAR