Nereye böyle?

Haberin Devamı

Başbakan’ı uzaktan dinleyen, garip bir azınlık hükümetine müstebit bir kralın eziyet ettiğini zanneder.

Konya’da yine hem mağrur hem mağdurdu:

“Çetelerle, mafyayla hukuku zorlayarak üzerimize geliyorlar. Ama geri adım atmayacağız.”

İstiklâl Marşı şairi Mehmet Akif’ten dizeler okudu:

“Cehennem olsa gelen göğsümüzde söndürürüz;

Bu yol hak yoludur, dönme bilmez yürürüz...”

Anayasa değiştirecek meclis çoğunluğu ile ülkeyi 7 senedir yöneten, bağımsız kurumları bile zaptederek partinin yan kuruluşu haline getiren ve ezici iktidar gücünü “hükmetmek” için kullanan bir lidere yakışacak şikâyetler mi bunlar?

Dağa mı çıkaydı?

“Emaneti gasp etmek isteyenler oldu” diyen bir Başbakan’a “kim, ne zaman?” diye sorarlar.

CHP’nin 33 kere Anayasa Mahkemesi’ne gittiğini söylüyor; yoksa mesele o mu?

Eğer öyleyse yanlıştadır. Muhalefet dağa çıkmamış Anayasa Mahkemesi’ne gitmiş. Bunda ayıplanacak bir şey yok.

Sağduyuya sahip toplumlar böyle bir durumda muhalefeti değil iktidarı ayıplar.

Hele yüksek mahkeme kararları, muhalefetin haklılığını onaylıyorsa...

AKP’nin doğası, çoğulcu ve hukukun üstünlüğüne dayalı demokrasiyi kabul edemiyor.

Din sömürüsüne dayalı bir ideoloji tüm kurumları işgal etmiştir.

Yolsuzluk deseniz iktidar yandaşlarına ait imtiyaz sanki.

Tam teslimiyet...

Bu imtiyazı Zahid Akman’ı başkanlığı bittiğinde kurul üyesi statüsünde tutup koruma şemsiyesinden yararlandıracak kadar ileri götürebiliyorlar.

Başbakan’ın eski RTÜK Başkanı’na verdiği destek, şu şüpheyi uyandırıyor:

“Alman yargısının suçladığı Akman isnat edilen suçları parti yararına mı işledi ki Başbakan onu ‘iyi bir arkadaşımızdır’ diyerek kendini ve partiyi riske sokacak kadar koruyor?”

Diktaya giden süreç, ihtiras güdümlü bir girdaptır.

AKP’nin ele geçirdiği her kurum onu daha fazlasını zaptetmeye tahrik ediyor.

Bilimsel tarifine uygun bir diktatörlüğün ilânını kimse beklememelidir.

İktidarın Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu’nu ele geçirdiği ve Anayasa Mahkemesi’nin dengesini, mecliste seçilecek üyelerle değiştirme imkânını elde ettiği gün, rejimin dönüşü olmayan noktaya geldiğini bilmelisiniz.

İktidar şu anda Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu ile çatışıyor. Adalet Bakanı ve müsteşar HSYK çalışmalarını bloke etmiş durumdadır.

Dün HSYK Başkanvekili Kadir Özbek “kurulun seçilmiş üyelerinin (yani bakan ve müsteşar dışındaki yargıç üyelerin) yargı bağımsızlığının korunması için her türlü gayreti gösterdiklerini” kamuoyuna duyuruyordu.

Kuruldaki 9 seçilmiş üyenin 7’si, yüksek yargının gösterdiği adaylar arasından Cumhurbaşkanı Gül tarafından seçilmiş kişilerdir.

Ama görüyorsunuz AKP’nin istediği itaat standardını bu bile sağlayamıyor.

DİĞER YENİ YAZILAR