Benzersiz bir milletiz. Terör örgütüne karşı dağlarda kazanılmış başarıyı bu kafayla siyaset zeminlerinde yere serebiliriz!
Dün Başbakan muhalefetin açtığı ateşe karşı Silâhlı Kuvvetleri korumaya çalışıyordu. Çünkü CHP ve MHP liderleri sert eleştirilerde bulundular.
Eleştiriler askeri rencide ediyorsa bari Türkiye’nin terörle mücadelesine katkı sağlamalı değil mi? Hayır o da olmuyor.
Siyasi muhalefet ulusun küçültülmesine razı olmayacağı bir askeri başarı üstünden iktidara yüklendiği zaman kaş yaparken göz çıkarır. Dün biraz bu oldu.
Baykal ve Bahçeli konuşmaları ile Başbakan Erdoğan’a hak etmediği bir hamle yapma fırsatı verdi. Başbakan “Siyasi muhalefet sakın Silâhlı Kuvvetlerimizi polemik içine çekmeye çalışmasın. Varsa söyleyecek sözü olan, siyasi muhatabı biziz” dedi.
Başbakan’ı, Türk Silâhlı Kuvvetleri’ni CHP liderine karşı koruyan bir role, uyguladığı siyasetle Deniz Baykal kavuşturdu ise bravo ona!
Muhalefet, yedeği olmadığı için zarar görmemesi gereken kurumlar üstünden siyaset yapmamayı öğrenmeli. Aksi halde rejimin savunma gücünü oluşturan önemli sigortalardan biri zayıflayacaktır.
Hoca’ya anayasa...
Farkında değiliz ama bir kâbus senaryosunun içinde yaşıyoruz ve buna alıştırıldık. Birkaç yıl önce söylendiği zaman “Kuruntu bunlar; Türkiye’de olmaz” diye itiraz ettiğimiz şeyler oluyor ve çoğumuza bunlar ters gelmiyor.
Biliyor musunuz, iktidarın siparişi olan yeni Anayasa taslağı, bilimsel tartışma zeminini ilk kez Türkiye’den önce Amerika’da buldu.
New York Columbia Üniversitesi’nde yapılan konferansın düzenleyici rolünü Fethullah Hoca cemaatine yakınlığı bilinen Turkish Cultural Center adlı kuruluş üstlenmiş.
Yandaşlarına Amerika’ya giderken “adliyeyi ve mülkiyeti ele geçirin” diyen ve vurmak için “bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephenize çekeceğiniz ana kadar bekleyin” öğüdü veren, bu konuşması deşifre olduğu için Türkiye’ye gelemeyen cemaat liderine hesap sorulmuyor, tersine yeni Anayasa ayağına götürülerek onurlandırılıyor!
İktidar partisinin içinden bile “Bu kadarı fazla” diye itiraz yükselmeliydi değil mi? Ama muhalefet dahi susuyor!
Neredeeen nereye?
Çünkü muhalefet de din sömürüsünün hasadına taliptir. MHP iktidara takma motor oldu. Önceki gün CHP lideri Baykal “Türbanı sicili temiz bir iktidar çözer” dedi.
Türban eğer dini ve siyasi bir simge olduğu için yasaklanmışsa, AKP tarafından çiğnendiğinde suç oluşturan bu konudaki Anayasa Mahkemesi kararı nasıl CHP’nin iktidarında helâl oluyor?
Atatürk’ün başkentinde önceki gün bir tesettür defilesi yapıldı. Bakan eşlerinin katıldığı bu defilede üniversitelerdeki türban yasağını eleştiren müsamere kalitesinde gösteriler sergilendi.
Cumhurbaşkanı Demirel’in bir Beethoven konserinden sonra coşup “İşte modern Türkiye bu” diye ayağa kalktığı günden bu yana kaç yıl geçti?
On sene bile geçmedi. Ama Türkiye dinci siyasetin güdümünde Arap komşularını bile geride bırakan bir kimliğe büründü.
Kadınlar “özgürlük adına” örtünüyorlar. Zincir hürriyet simgesi olur mu; beyinleri yıkarsanız olur!
Türkiye’nin laik geleceğinin kaderi Anayasa’nın güvencesindedir ama o kararı da sonuçta 11 hakim verecektir.
Anayasa Mahkemesi 367 ile ilgili kararı üç günde vermişken üniversitelere kaos getiren yasa ile ilgili durdurma talebi bir haftadır bekliyor.
Sonu hayır olur inşallah!

