Neredesiniz?

Acı veriyor olsa da gerçeği arayıp bulmak, sonuçlarına katlanmak, çağdaş toplumun davranış biçimidir

Haberin Devamı

Acı veriyor olsa da gerçeği arayıp bulmak, sonuçlarına katlanmak, çağdaş toplumun davranış biçimidir.

Açlık ve yoksulluk durumu ile yüzleşmek, her şeyden önce cesaret istiyor. Çünkü tablo uykularımızı kaçıracak derecede vahim, büyük özverileri talep edecek kadar yaygındır.

İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) Hane Halkı Bütçe Anketi birkaç yıldır gelir dağılımı ve yoksulluk konusunda güvenilir veriler sunuyor.

"Bu sonuçlar iktidarları ve sivil toplumu ne kadar motive ediyor?" diye sorarsanız bunu henüz bilen yoktur.

"Bu ağır sosyal yaraya merhem olacak projeler var mı?" derseniz, onu gören de yoktur.

Ama TÜİK görevini yapıyor. Tuttuğu aynanın yansıttığı gerçekler, ayrıca alarm zillerine basmayı gerektirmeyecek kadar ciddidir.

Yazık çocuklara
Açıklanan 2004 yılı anketine göre Türkiye'de 909 bin kişi açlık, 17 milyon 991 bin kişi yoksulluk sınırının altında yaşıyor.

En yüksek yoksulluk yüzde 40,88 oranı ile tarım sektörü çalışanları arasındadır. Sanayi ve hizmetler sektörlerindeki yoksullaşma oranları ise düşme gösteriyor.

Yoksulluğun kırsal kesimde yoğunlaşması büyük kentlere yönelik göçü tahrik edecektir.

TÜİK anketinin gözümüze soktuğu iki vahim gerçekten biri "Ailelerin kalabalığı arttıkça yoksullaşma riski de artiyor..." Diğeri ise toplumsal güvenlik için de yakın ve açık tehlike:

15 yaşın altındaki nüfusun yüzde 34'ü yoksulluk sınırının altında yaşıyor!

Her dört vatandaştan biri yoksulluk sınırının altında iken, insanlık onuruna hakaret olan bu kadere her üç çocuktan biri mahkûm oluyor.

Uçmuş bunlar!
Bu gidişe son verecek çarelere, nüfus artışını özendirmekten vazgeçmekle başlayıp seferberlik disiplini ile yoğunlaşmak gerekiyor. Her kurum ve her sivil örgüt günü tamamlarken "Bugün yoksullar ve çocuklar için ne yaptım?" diye sormalıdır kendisine.

Dün Sağlık Bakanlığı'nın ilköğretim okullarına yönelik sağlıklı beslenme önerilerini konu alan bir haber geldi.

Bakanlığı dinleyecek olursa öğretmen çocuğa "Hazır gıda yeme evlâdım" diyecek, "Onların yerine peynir ye, haşlanmış yumurta, ızgara köfte, tavuk ye, mevsimine uygun taze meyve, sebze ye, meyve suyu, süt veya ayran iç" diyecek.

Çocukların neredeyse yansı beslenme çantalarına iki dilim kuru ekmekle üç-beş zeytini zor koyuyor. Bakanlarımızın ve bürokratların haberi yok mu?

Her nerede yaşıyorlarsa acele dönsünler Türkiye'ye- Bekleriz!

DİĞER YENİ YAZILAR