Nereden çıktı bu?

Haberin Devamı

AKP iktidarı büyük rakamları seviyor ve onları kullanmayı, onlarla oynamayı biliyor.

“Ne zararı var?” demeyin; rakamlarla fazlaca oynamak çoğu zaman kalitesizliği gözden kaçırma çaresizliğinin sığınağı oluyor.

Mesela eğitim düzenini altüst eden yasa teklifine yönelen eleştirileri iktidar sözcüleri, kızlardaki okullaşma oranını yüzde 90’ın üstüne çıkardıklarını anlatarak göğüslemeye çalışıyorlar.

“Bunu başaran bir iktidar hiç muhaliflerin güvensizliğini hak edecek yanlışlar yapar mı?” diye soruyorlar.

Evet ama bu yüksek okullaşma oranına rağmen eğitim kalitesinde Türkiye niçin en dibe vurmuş, bir türlü yükselmiyor?

Bunun cevabını veren gerçekler de rakamlarla ifade ediliyor ama nedense üstünde durulmuyor.

Durulsa, bu altyapı üstüne reform inşa edilemeyeceği herkesin kafasına dank edecek ve iş doğru bir rotaya girecektir.

CHP Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün soru önergesine bakanlıkça verilen cevaplar, işin yanlış tutulduğunu gösteriyor:

İmam hatip rövanşı...

Mesela 8 bin 437 okulda ikili öğretim yapılıyor, 10 bin 413 ilköğretim okulunda farklı sınıfların öğrencileri aynı dersliğe doluşarak eğitim görüyor, 213 okulda sınıf mevcutları 50’nin üstünde, çocuklar balık istifi oturuyor.

Ve şu anda 110 bine yakın öğretmen açığı bulunuyor...

Bu zeminde iyi bir şey yükselemez...

Kaliteye hizmet etmeyecekse reform girişimini kim, hangi amaçla başlattı o zaman?

Göstergeler ortada: Başbakan bu düzenleme ile “28 Şubat’ın son izlerinin de silindiğini” söyledi.

28 Şubat’ın muhafazakâr kesimde rövanş duygusu yaratan icraatı, imam hatiplerin orta kısımlarının kapatılmasıydı.

Yeni düzenleme tartışılırken iktidar sözcüleri karartma yaptılar ama sonunda Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer itiraf etmek zorunda kaldı:

“İmam hatiplerin orta kısmı niye eğitim vermesin?”

Bu cümle bir soru değildir, “açılacak” bildirimidir!

Bu bildirim başka bir soru doğuruyor:

İmam hatiplerin orta kısımlarını açmak, daha kaliteli imam hatipler yetiştirmek amacı mı gözetiyor, yoksa laik eğitime paralel bir dini eğitim alternatifi yaratmayı mı?

Kim kimi model alacak?

Orta Doğu uzmanı Suriye kökenli gazeteci Hüsnü Mahalli geçen gün bir TV kanalında Arap Baharı’nı ve o bağlamda Türkiye’deki gelişmeleri değerlendirirken ezber bozan şeyler söyledi.

Ona göre Arap Baharı’nın değişime uğrattığı ülkeler yeniden yapılandırılırken Türkiye’yi kendilerine model almayacaklardır.

Hüsnü Mahalli, değişime uğrayan Arap ülkeleri aydınlarının eğer Türkiye bölgede güç olmak istiyorsa kendilerini model alması gerektiğine inandıklarını öne sürdü.

Orada da durmadı. Bu gerçeği Başbakan Erdoğan’ın kavradığını ve gereğini yapmaya başladığını iddia etti.

Suriyeli gazeteci, Başbakan Erdoğan’ın “Dindar bir nesil yetiştireceğiz” beyanını mesajı almasına, 4+4+4 teklifini de eyleme geçmesine kanıt gösterdi.

Eğitim ülkeye kader biçmektir. Çocuklarımızın nasıl eğitileceğini neden Milli Eğitim Bakanlığı değil de iktidar partisinin meclis grubu planlıyor?

AKP acaba eğitim bürokrasisini ikna edemeyeceğini gördüğü için mi böyle uygunsuz bir yolu tercih etti?

“Nereden çıktı bu teklif?” sorusunun cevabı verilmelidir.

Bunu ya samimi olarak hükümet verir veya şüpheler büyür büyür, güven duygusunu yer bitirir!

DİĞER YENİ YAZILAR