Nefret kalacak

Haberin Devamı

Ortadoğu’nun en talihsiz toprakları yeni bir yıla girerken tekrar ateş, ölüm ve yıkımla alt üst oldu.

Ölüler bugün toprağa verilecek, yıkıntılar bir kaç haftada kaldırılacak ama nefretin ürettiği cana, kana susamışlık bu bölgeye hiç huzur vermeyecek.

İsrail Gazze’den üç yıl önce çekilmiş 2007’de yönetim Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas’la ters düşen Hamas’ın eline geçmişti. Çatışmaları, İsrail’in Gazze’ye uyguladığı kısıtlamaları yumuşatması şartına bağlı bir ateşkes anlaşması durdurmuştu.

Ama Hamas, anlaşmanın dürüst işlemediği gerekçesiyle bir hafta önce süresi dolan ateşkesi uzatmayacağını açıkladı.

Hamas militanlarının attığı füzeler İsrail’i taciz etmeye başladı.

İsrail Cumhurbaşkanı Peres’in bir Suudi gazetesine verdiği demeç işaret fişeği idi ama dünyanın büyük güçleri uyanamadı. Oysa Peres’in, Gazze’yi yeniden işgal etmeyi düşünmediklerini belirttiği demecindeki bir cümle yeteri kadar uyarıcıydı:

“Gazze’ye girmeyeceğiz, roket saldırılarını durdurmanın başka yolları var!”

İsrail uçaklarının cehenneme çevirdiği Gazze’de dün akşam saatlerinde ölü sayısı 205’i, yaralı sayısı ise 700’ü bulmuştu.

İlk saldırıların çocukların okuldan çıktığı saatlere denk gelmesi, İsrail’i rahatsız eden düşmanların günahsız çocuklarına bile acınmayacağı mesajını veren bir kastın ifadesi olabilir miydi?

Böyle bir canavarlıktan şüphe etmek için yeteri kadar sebep vardır.

Hamas’ın taciz ateşine tepki göstermeye bir yere kadar evet; fakat İsrail’in karşılığı ölçüsüz olmuş, orantısız güç kullanılmıştır.

İsrail, Filistin halkını yönetenleri terörist diye suçluyor ama kendisi de sık sık ABD’yi arkasına almış teknolojik bir devlet olarak terör yöntemlerini uyguluyor.

Gazze’deki Müslüman halkın kötü yöneticiler elinde olması onların şanssızlığıdır. Ama bu bahaneyle İsrail’in katliam yapma fırsatlarını ganimet sayması bütün insanlık için talihsizliktir.

El Kaide gibi örgütleri işte bu zihniyetin yarattığı haksızlıklar besliyor.

Terörün bahanesi olmaz; inanarak söylüyoruz.

Ama gelin de bunu acımasızca öldürülen insanların nefret ve intikam duyguları ile büyüyecek olan çocuklarına anlatın bakalım, anlayacaklar mı!

Anketler gerçek mi?

Tayyip Erdoğan anketleri yalnız halkın nabzını ölçmek için kullanmaz.

Seçmen eğilimlerini etkilemek için de kullanır, başka işler için de...

Mesela seçim yılı olan 2007’ye girerken AKP’yi yüzde 30’un altında gösteren anketler medyaya sızdırılmıştı.

Partinin geriden başladığı koşunun ivmesi 22 Temmuz’da yüzde 47’yi getirdi.

İş yaptığı anket şirketlerinin verdiği düşük rakamlar acaba aynı oyunun tekrarı olabilir mi; dikkatli olmak lâzım.

Ankara için yapılan anketler, Melih Gökçek’in kavgasız, gürültüsüz tasfiyesine yardım edecek gerekçeyi sağlamak için sipariş edilmiş olabilir. Bugün anlayacağız.

Tabii ki bu şüpheler AKP’nin bir kaç ay içinde bu kadar dramatik düşüş göstermeyeceği varsayımına dayanıyor.

Oysa bu hesap da şaşabilir. Nitekim eskiden şaştı. Kale gibi ANAP 1989 yerel seçiminde sarsıldı, 1991 genel seçiminde bozguna uğradı.

AKP de yolsuzluklarla kirlenmiş, sadakaya bağladığı yoksulların artışı ile başarısız olmuş, kadrolaşmadaki ölçüsüzlüğü ile devleti yozlaştırıp birbirine katmıştır.

AKP’ye bunun için oy vermedi halk.

Hızlanan olumsuzluklar uyanışı da hızlandırabilir. Bir kâbustan sıçrayarak uyanmak gibi...

DİĞER YENİ YAZILAR