Doğru, biz farklı bir kültürüz, eğlenmek için bile kahır yüklü şarkılar dinleriz.
AB zirvesinden tam üyelik hedefiyle müzakere tarihi almanın yarattığı bayram havası bir gün sürmedi.
Karar metnindeki başarısızlık ihtimalini hesaba katan şartlar, asıl kazanımların önüne geçirildi. Kamuoyu, tedirginlik içinde gerçeğin ne olduğunu merak ediyor şimdi.
Gerçek nedir?
Bizce sonuç "benzersiz bir zafer" de değildir, yenilgi de değildir. Hele hezimet hiç değildir.
Türkiye'nin AB'ye asla alınmayacağı iddiaları, ülkemizin bugünkü ağır sorunlarını aşamayacağı varsayımına dayanıyor. Oysa AB bu zorluklara rağmen tam üyelik müzakerelerine başlama kararı vermiştir.
Çünkü küresel bir oyuncu olacaksa bu maliyeti ödemek zorunda olduğunu görmüştür.
Kaldı ki müzakere süreçlerinin dinamikleri Türkiye'yi çok değiştirecektir. Siyasi güvenlik ve ekonomik istikrar ikliminin cezbedeceği yabancı sermaye yatırımlarının katkısı Avrupa'nın en büyük korkusunu ortadan kaldıracaktır.
Hep söylüyoruz; dünyanın ve Türkiye'nin değişim süreci, bugün önümüze konulan şartları anlamsız kılacaktır.
Önemli olan o büyük güne ilerlerken müzakere döneminin bütün aday ülkelere tanıdığı gelişme fırsatlarından en yüksek düzeyde yararlanmayı bilmektir.
Yarısı dolu bardağı, "bunun yarısı boş" diye yere vurmanın tehlikesi işte burada.
Aday ülkeler müzakere sürecinde yalnız siyasal ve sosyal kalitelerini yükseltmediler, cezbettikleri yabancı sermaye ile refah toplumu olmanın fırsatını da değerlendirdiler.
17 Aralık'ın ne anlama geldiği ve bizi nereye götüreceği, bizim algılamamıza bağlıdır.
Başarı dersek başaracağız, yenilgi dersek yenileceğiz.
Yenilgi psikolojisi, içerde değişim hevesini baltalayacağı gibi dışarda da "Türkiye fırsatlar ülkesi oldu" demesini beklediğimiz yabancı yatırımcıları caydıracaktır.
Kahır bağımlılığımız ve iç siyasetteki rant hesaplarımızla kendimize kötülük etmeyelim.
Leylâ Zana Sokağı
Paris'in banliyösü Bobigny'de bir sokağa Leylâ Zana'nın adı verildi.
Böyle jestler, insanlığa yararlı bir yaşam sonunda ebediyete göç etmiş şahsiyetlerin hatıralarını ölümsüz kılmak için yapılır.
Bir de bilim, sanat ve siyasette iz bırakacak olan başarıların yaşayan sahiplerine övgü ve şükran için..
Leylâ Zana'nın meclis kürsüsünde göze aldığı yasa dışı bir eylem nedeniyle uzun süreli bir hapis cezası çekmekten başka ne özelliği var?
Bu kararı verenler, Zana'nın uygarlığa ne kattığını düşündüler?
Türkiye'ye karşıtlığın siyasi rant getirdiği ülkelerde bu türden kışkırtıcı olaylara kendimizi hazırlamak zorundayız.
Tepkimizi gülümseyerek gösterebiliriz. Demokrasinin adaletine güvenebiliriz.
Çünkü o sokağın sakinleri, kim bilir kaç kuşaktır kullandıkları adresi kendilerine sormadan değiştiren belediyeye herhalde tepki göstereceklerdir.
Gösterirlerse ne âlâ.. Göstermezlerse de güle güle kullansınlar!
Ne yapıyoruz!
Doğru, biz farklı bir kültürüz, eğlenmek için bile kahır yüklü şarkılar dinleriz
Haberin Devamı

