Meslek tecrübem bana erken yargıda bulunmamayı ve kişilere kefil olmamayı öğretti.
Ama Yargıtay Başkanı Özkaya için bu tedbirimi bozuyorum.
Hukuk çevrelerinin ona beslediği saygı ve takdir duyguları elbette cesaretimi artırmıştır. Ama asıl sebep ilkeseldir.
Özkaya, kaçak mafya lideri Çakıcı'dan "hediye" villa kabul ettiği iddiasıyla gündeme geldi. Yargıtay Başkanı bu iddianın iftira olduğunu en şüpheci zihinleri bile tatmin edecek şekilde kanıtladı.
Bu arada sözü edilen şeyin villa değil, kooperatif üyeliği 25 milyar liraya devralınabilecek harap bir yazlık ev olduğu ortaya çıktı.
Ödemenin belgesi, bankadan onarım için çekilen borç paranın, müteahhide gönderilen paraların dekontları gösterildi.
Böyle bir durumda dürüstlük Yargıtay Başkanı'ndan özür dilemeyi emrederdi. Bu yapılmadı..
Yargıtay Başkanı'na rüşvet suçu yönelten haber kaynağı hangi amacın peşindedir; hemen üstüne gitmek gerekirdi. O da ihmal edildi.
Doğru kime yakın?
Peki ne yapıldı? Çakıcı'yı koruma amaçlı lobi faaliyeti içinde Özkaya'ya bir rol bulmanın arayışlarına yöneldi iş..
Rüşvet iddiasının iftira olduğu anlaşıldığına göre bu arayışta bile insaflı olmak gerekmez mi?
Çünkü Yargıtay Başkanı ile Çakıcı'yı ilişkilendirmek için medyayı tuzağa düşüren haber kaynağının en etkili kozu "rüşvet villa" iddiası idi. Bu koz kırıldıktan sonra Yargıtay Başkanı'nı şüphelerin merkezinde tutmaya devam etmek haksızlık, daha fenası gerçeğe giden yoldan sapmak değil midir?
Şunu da unutmamak lâzım: Çakıcı lobisi, Yargıtay'dan talep ettiği korumayı elde edememiştir, istediklerine ters kararlar çıkmıştır. Biraz insaf lâzım..
MİT Başkanı da kurumunu savunma kaygısıyla olmalı insaf sınırlarını zorluyor. Dünkü Hürriyet'te "Yargıtay Başkanı doğru söylemiyor" diyordu.
Nereden belli?
MİT Başkanı, görüşme talebinin MİT yetkilisi Kozinoğlu'dan değil, Yargıtay Başkanı Özkaya'dan geldiğini söylüyor. Çünkü kendi adamı öyle söylemiş.
Doğruyu söylemeyen ya Kozinoğlu ise?
Böyle bir şüpheye MiT yetkilisi daha yakın durmuyor mu?
Kördüğüm tuzağı..
MİT Başkanı, Hürriyet'e Kozinoğlu'nun Yargıtay Başkanı ile Çakıcı hakkında bir şey konuşmadıklarını anlatmıştır. Halbuki Milliyet Genel Yayın Yönetmeni Yılmaz'a söyledikleri çelişiyor.
Milliyet'e "Kozinoğlu, Yargıtay Başkanı ile görüşürken bir görev yerine getirmiyordu" diyor.
Yani "Kozinoğlu'nun, Çakıcı'nın davasının geciktirilmesi istemiyle Yargıtay Başkanı'na gitmesi tamamen kişisel bir olay.."
Ortada, bir suçluyu göz göre göre kaçırarak işlenmiş bir devlet ayıbı vardır. Çakıcı'nın her kaçışta kullandığı resmi pasaportu kimlerden aldığı belli.. İade istemini içeren dosyaların her defasında eksik gönderildiği de ortada..
Bunları aramak yerine casus hikâyeleri ile yarışan entrikalara alet olmak ne işe yarar?
Çözmek mi istiyoruz, yoksa problemi karmaşık hale getirmeye çalışanların tuzağına mı düşüyoruz?
Düşünmemiz gerekiyor..
Ne yapıyoruz?
Meslek tecrübem bana erken yargıda bulunmamayı ve kişilere kefil olmamayı öğretti
Haberin Devamı

