Başbakan’ın yeni eğitim öğretim yılını imam hatip lisesinde açması bir yerde kabul edilebilir.
Hayat çizgisi bu tercihini doğruluyor çünkü.
Ama kullandığı devlet gücünü dini eğitim veren okuldan yana koyarken laik eğitime dayalı okullara yönelik bir kötüleme imasında bulunması haksızlık olmuştur.
Denizli’deki imam hatip lisesinde yaptığı konuşmanın şu bölümleri tartışmaya değer niteliktedir. Diyor ki Başbakan:
“Sadece 2012-2013 yılının açılışını yapmakla kalmıyor çok büyük reformları gerçekleştiriyoruz. Türkiye genelinde millet artık imam hatip okullarıyla kucaklaşıyor. Bu okullarla hasret bugün sona eriyor.”
Neden imam hatip okullarına hasret çekilsin?
Bu okulların lise bölümleri kapanmadı.
Acaba Başbakan orta kısımlarının açılmasını mı “Çok büyük reform” sayıyor?
Dini eğitimin ortaokuldan başlatılması eğitimi laik temelde birleştiren (Tevhid-i Tedrisat) Cumhuriyet reformuna alternatif bir eğitim düzeni mi getirecek?
Yani imam hatip okulları, din meslek eğitiminden daha fazla bir şey mi sayılacak ve desteklenecek?
Şu sözler de kolay anlaşılır değil:
“İmam hatipleri neden kapattınız? Terörist yetişmediği için mi imam hatip okullarını kapattınız?”
Laik eğitim veren okullarda okuyanlara büyük haksızlıkta bulunan bir ima var Başbakan’ın bu sözlerinde.
Teröristleri okullar mı yetiştirdi?
Terörizmin kaynağı olarak laik eğitimi suçlayan imalardan terörle mücadele davası hiçbir hayır görmeyecektir ama herkes emin olmalı ki eğitim ağır hasar görebilir. Dikkat!
Menderes üstünden...
CHP’nin kuruluş yıldönümü nedeniyle yayınladığı bildiriyi heyecansız ve basma kalıp bulmuştum.
Ama dün parti genel başkanı Kılıçdaroğlu’nun yaptığı kabir ziyareti, bu defaki yıldönümüne heyecan verici bir farklılık kazandırmıştır.
Kılıçdaroğlu dün İstanbul’da, 27 Mayıs askeri darbesinin idam sehpasında öldürdüğü eski Başbakan Menderes, eski Dışişleri Bakanı Zorlu ve eski Maliye Bakanı Polatkan’ın mezarlarını ziyaret ederek çiçek bıraktı.
Kemal Kılıçdaroğlu, Menderes ve arkadaşlarının mezarlarını ziyaret eden ilk CHP Genel Başkanı olmaktadır.
Şu sözleri, tavrını yücelten bir anlam taşıyor:
“Tarih bize ders verdi. Geçmişte yapılan tüm siyasi idamların birer cinayet olduğunu artık kabul etmemiz gerekiyor.”
Süleyman Demirel şunu kabul edemez:
“Menderes milletin sevgilisi idi. Ama asıldığı gün ülkede bir cam bile kırılmadı!”
CHP bu vefasızlığı biraz de Menderes’e yapılan haksızlığa meşruiyet kazandıran bir sessiz kabullenme saydı.
Kılıçdaroğlu bu yanlışı yıkarken bir yandan da AKP iktidarına Menderes üstünden doğru mesajlar verdi:
“Siyaset kin üstüne kurulmaz. Siyasette kin üslubu olmaz, görüş farklılıkları olur. Onlar da toplumun zenginliğini gösterir. Ayrışmayı değil beraber olmayı öne çıkarmalıyız.”
Kılıçdaroğlu’na hak veren o kadar çok sebep var ki...
Ne reformu?
Haberin Devamı

