Ne kadar nazik!

Haberin Devamı

Başbakan Erdoğan’dan günlerdir beklediği mektup Deniz Baykal’a dün ulaştı.

Başbakan’ın terör sorununa çözüm arzusunu anlatan mektup, iktidar ve ana muhalefet liderlerini konuyla ilgili görüşlerini paylaşmak üzere bir araya getirme arzusunu ifade ediyor.

Mektubun kaleme alınış tarzı, iktidarın CHP desteğine verdiği önemi, insanda tebessüm uyandıracak kadar abartılı biçimde yansıtıyor.

Başbakan görüşme daveti beklediğini ifade etmeden önce CHP’yi bir güzel övüyor. “Türkiye’nin bu en önemli meselesine müteveccihen CHP’nin öteden beri mesai sarf ettiği kamuoyunun malumudur” diyor.

Baykal’a “birikimlerinden istifa etmenin kendileri için ziyadesiyle mühim” olduğunu yazıyor.

“Sürece ilişkin gelinen noktayı aktarmak, değerli görüş ve önerilerinizi almak üzere zat-ı âlinizi ziyaret etmek arzu ve niyetindeyim. Keyfiyeti saygılarımla takdir ve tensiplerinize sunarım” diyor.

Siyasetçilerin birbirlerine ayak üzeri lâf yetiştirdiği bir toplumla açıklamaların düşüne taşına yazılmış metinler üstünden yapıldığı bir toplum arasındaki farkı anlamak için modeldir bu Erdoğan Baykal mektuplaşması...

Yazılı olmayan konuşmalarında vatandaşına “Ananı al da git” “Gözünüzü toprak doyursun” “Askeriye yan gelip yatma yeri değildir” gibi hazmı imkânsız sözler söyleyen bir siyasi liderin, yukarıdaki mektubu bizzat yazmış olacağına elbette kimse inanmaya mecbur değildir.

Ama değil mi ki bu metnin altına imzasını atmıştır, o nazik ifadeler ve o uzlaşmacı yaklaşım artık kendisine ait olmuştur.

İyi ki de öyle olmuştur. Çünkü dün CHP lideri Baykal’la görüşürken şunu hissetim:

İkili görüşme için beklenen davet, bu kadar özenli bir yaklaşımla talep edilmiş olmasaydı Baykal mektuba olumlu bir karşılık verir miydi, bundan şüphe ederim.

Çünkü Baykal’a göre iktidar partisi iki ay önce “Kürt açılımı” adıyla başlatılan hamlenin “devlet projesi” olduğuna halkı inandırmaya çalışmıştır. Ama bunun gerçek olmadığı artık ortaya çıkmıştır.

Peki bu tespit, bölücü teröre çare üretme arayışından vazgeçmeyi mi gerektirir? Elbette hayır.

İktidarın hazırlıksızlığı, mektubun içerikten yana zayıflığından anlaşılsa da niyet iyidir ve başarısızlıktan, bu kadar nazik şekilde yapılan işbirliği çağrısını reddedecek olan taraf da zarar görecektir.

Tahmin ediyorum, Baykal’ın “buyur gel” diyen cevabı Başbakan’a pazartesi veya salı günü gidecektir.

Adalet güzeldir

Doğan Grubu’ndan teminat talebinin hukuksuzluğunu belirleyen Danıştay kararını görünce düşündüm.

Acaba bu karar, intikamcılıktan vazgeçmesi konusunda iktidarı uyarır mı?

Sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin beğenmediği türban kararı üzerine Başbakan’ın ortaya koyduğu tepkiyi hatırladım.

Siz de hatırlarsınız; Başbakan uluslararası mahkemeyi “Ulemaya sorun” diye azarlamıştı.

O nedenle Danıştay’ın dün açıklanan kararını yorumlamak yerine Peygamberimizin adaletle ilgili sözlerini bularak yayınlamanın daha fazla yardımcı olabileceğine karar verdim.

Saygıyla sunuyorum:

“Adalet güzeldir; fakat emirlerde (yönetenlerde) olursa daha güzel olur.”

“Adaleti çiğneyen devlet adamlarını cezalandırmayan milletler çökmek zorundadır.”

“Bir saat adaletle hükmetmek, bir sene ibadet etmekten daha hayırlıdır.”

DİĞER YENİ YAZILAR