Ne göreceğiz?

Haberin Devamı

Arnavutluk’a giderken Başbakan’ın verdiği demeç siyasal bilgiler fakültelerinde ders olur!

Siyasi liderlerin “asla düşmemeleri gereken hatalar listesi”ne önemli bir ek...

Başbakan irtica belgesi soruşturmasının bundan sonraki sürecini sivil yargının üstüne alacağını çünkü AKP olarak suç duyurusunda bulunduklarını anlatıyor ve askeri savcılığın “Belge sahtedir” anlamına gelen açıklamasını hiç duymamış gibi davranarak yeni görev emirleri üretiyor:

“İnanıyorum ki silâhlı kuvvetlerimiz de gerekli çalışmayı yapacak. Çünkü silâhlı kuvvetlerin içinde bu tür gayret, çaba var mı, yok mu, orada da bu çalışmaların yapılması gerekiyor.”

Başbakan konuşmanın bu aşamasında muhalefete de görev icat ediyor:

“Hep birlikte bir dayanışma içinde iktidarıyla muhalefetiyle, yani muhalefet bu ifadeleri kullanarak kendisini bir kenara çekip alamaz; onların da bildikleri, duydukları birçok şey olabilir. Bunları da ilgili mercilere onların da bildirmesinde büyük fayda var.”

“Darbe belgesi” diye Türkiye’yi iki hafta tedirgin eden fotokopinin, bir suç ve suçlu için kanıt olamayacağının ortaya çıkmasına canı sıkılan bir Başbakan, duygularını bundan daha çaresiz, gülünç ve acemice ifade edemezdi.

Sivil darbe girişimi

Muhalefete fırsat çıkmıştır: Askeri savcılığın çalışmaları, darbe planının bir belgeye dayanmadığını ortaya koymuştur.

CHP liderine göre bu tespit bir komplonun varlığını işaret ediyor.

Cazgırlığın egemenliğine teslim olmadığı ülkelerde Silâhlı Kuvvetler “belge sahte” dediği zaman bu tespite itimat edilir ve ikinci ihtimalin yani komplo varsayımının gerçekleştiği kabul edilerek bozguncu odakların üstüne gidilir.

Baykal dün bu gerekliliği vurgulayarak önce doğru görev tanımı yaptı:

Askeri darbe amaçlı bir belgenin var olmadığı belirtildiğine göre demek ki başarısız bir “sivil darbe” girişimi söz konusudur.

Bu durumda “Başbakan halktan özür dilemeli ve komployu aydınlatmak sorumluluğunun omuzlarında olduğunu bilerek hareket etmelidir”..

Her gün darbe konuşulan bir ülke olmak hepimizi, ama en başta iktidarı utandırmalıdır. Aslında bu utancı hak etmiyoruz. Neden?.

Baykal da hata yaptı

Türkiye’de darbe dönemlerinin kapandığını gösteren iki önemli işaretten biri (Özden Örnek’in darbe günlüklerinde yazıldığı gibi) TSK içinde oluşturulan dört yıldızlı iradeye rağmen kurumun darbeye direnmesi ve demokrasiye bağlı kalmasıdır.

İkinci işaret Anayasa Mahkemesi’nin laiklik karşıtı odak olduğuna hükmettiği AKP’yi kapatabilecekken kapatmamasıdır.

Darbe şantajlarından tümüyle kurtulmanın yolu, yarasaları gün ışığına çıkarmaktır. Bunun için hedef saptıran cambazların oyununa düşmemek gerekiyor.

Ama Baykal üstünden 29 yıl geçmiş 12 Eylül’ün hesabını sorma çağrısı ile hataya düşmüştür.

Sanki ülke büyük bir sahne ve olayları iktidar yararına yöneten bir sahne amiri var: İşte belge çöktü, “komplocular bulunsun” baskıları artacak derken 28 Şubat dönemi komutanlarından emekli orgeneral Çevik Bir Ergenekon savcıları tarafından sorguya çağırıldı.

O yetmiyor gibi Baykal 12 Eylül darbecilerinin dokunulmazlıklarını kaldırma önerisi ile gündem saptırıcıların ekmeğine yağ sürdü.

Gündemin ayarı için umut, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ’un bugün yapacağını beklediğimiz açıklamalardır.

Belge sahte çıkarsa “Ne yapacağımızı bütün Türkiye görecek” demişti ya, umarız iyi şeyler görürüz!

DİĞER YENİ YAZILAR