Ne dönüyor?

Haberin Devamı

Ertesi gün Anayasa Mahkemesi toplanacak ve AKP hakkındaki kapatılma davasını görüşecek.

Yani günlerden pazar...

Cumhurbaşkanı Gül Kayseri’den, Başbakan Erdoğan da programını iptal ederek İstanbul’dan başkente dönüyor.

Devletin 1 ve 2 numarası daha sonra medyaya “şaşırtma vererek”, resmi araçlara sivil plâka takılarak ve korumaların çoğu “gün bitti” izlenimi uyandırmak amacıyla evlerine gönderilirken gizlice Balgat’ın Çukurambar semtine gidiyor.

Gül’ün eniştesi olan AKP’li Milletvekili Mehmet Tekelioğlu’nun evinde buluşuyorlar ve saatlerce konuşuyorlar.

Klasik bir ev ziyareti değil, eşler yok çünkü.

İki devlet büyüğü, gerekli gördükleri anda, kimseye hesap verme mecburiyeti olmadan buluşur, 4 saat değil 8 saat de konuşabilirler.

Ama devlet ciddiyeti içinde.

Buradaki mesele, görüşmeyi devletin kendilerine tahsis ettiği güvenli ortamlarda değil de, gizlenme ihtiyacı içinde ve gecekondu statüsünden yeni kurtulmuş bir semtte, bir apartman dairesinde yapmak ihtiyacını duymalarıdır.

Kime çalım attılar?

Program iptal ederek bu buluşmanın gerçekleştirilmesi, İstanbul’daki Güngören faciasını haber aldıkları halde görüşmeyi sürdürmeleri, elbette ikilinin kapatılma davasının sonuçlarına göre tasarlanmış planları tartıştıkları tahminlerine kuvvet kazandırıyor.

Nitekim Başbakan dün meclise girerken gazetecilerin “Geceki buluşmanızda kapatma davası gündeme geldi mi?” sorusuna cevap vermemiştir.

Ne de olsa “Sohbet ettik, tavla oynadık” dese kimsenin inanmayacağını biliyor!

Bu buluşma hakkında herkesin aklına ilk anda şu soru geliyor:

“Neden gizli?”

Eğer “Mahkeme partiyi kapatırsa ne yapacağız?” sorusuna cevap aramak ihtiyacı bu buluşmayı kendi açılarından zorunlu kıldıysa, toplantının aleni olması siyasi etiğe de, Anayasa’nın Cumhurbaşkanı’na yüklediği tarafsızlığa da aykırı olurdu.

Ama gizlilik işe yaramamış, bu çabalar ve tablo Cumhurbaşkanı ile Başbakan’ı “gizli kapaklı işler” içinde gösteren bir tatsızlık doğurmuştur.

Gül tam taraf oldu!

Olan biten, tarafsız cumhurbaşkanının taraf olacağı bir durum değildir. İddianamede suçlanan Gül ile Erdoğan’ın neler konuştuklarından emin olamadıkça, muhtemel bir kapatma kararı sonrası Çankaya’da oturmaya devam edecek olan Abdullah Gül’ün doğru işler yapacağından nasıl emin olabiliriz?

Ayrıca enişte beyin evinde ne konuştularsa Çankaya’da da konuşabilirlerdi. Ve çıkışta ne söylerlerse söylesinler Çukurambar’a uyduracakları şaşırtmadan daha inandırıcı olurdu.

Meselenin özü de işte burada: Cumhurbaşkanı ve Başbakan, Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nü yeteri kadar güvenli bulmuyorlar demek ki... Bu odur!

Devletin kendilerine güven beslemediğini görmekten duydukları hoşnutsuzluğu AKP’liler çok sık tekrarlarlar.

Neden böyle bir duyguya kapılıyorlar? Bu algının haklılığı var mı? Burada ortaya çıkıyor:

Ülkenin 1 ve 2 numaralı adamları devletten gizli buluşuyorlarsa güvenle ilgili bir sorunları, şüpheleri var demektir.

O zaman devletin de onlardan şüphe etmeye elbette hakkı olacaktır. Yanlış mı?


DİĞER YENİ YAZILAR