Türkiye’nin geleceğini belirleyecek düşüncelerin ve tercihlerin netleştiği günler yaşıyoruz.
Dün Meclis’te grupların günüydü. Liderlerin konuşmaları belki sert ve kırıcı ama yararlı ve uyarıcı nitelikte oldu.
Uzun zamandan beri ilk kez iktidar ve muhalefet liderleri bir meselede birleştiler.
Diyarbakır Emniyet Müdürü Recep Güven “Dağda ölen teröriste ağlamıyorsanız insan değilsiniz” demişti.
İlk tepkiyi CHP lideri Kılıçdaroğlu verdi.
“Bu söylem başlangıçta insani gibi görünse de toplumu bölen bir söylemdir. Şehit aileleri ne diyecek buna?” diye sordu.
Başbakan “Biz evlâtlarımızı katleden ve bu mücadeleler arasında ölen terörist için ağlamayız. Kalkıp da birilerini memnun etmek için böyle ifadeler kullanamayız. Bırakın siyaseti siyasetçi yapsın” diye konuştu.
MHP lideri Bahçeli de Emniyet Müdürü Güven’i istifaya çağırdı.
Stratejik körlük mü?
CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun son zamanlarda söylemleri giderek sertleşiyor.
Dün tavan yaptı denilebilir. Önce Dışişleri Bakanı’nı hedef aldı:
“Türkiye’nin yanında kim var? Hamas var, Barzani var, Katar var, Suudi Arabistan var. Suriye’nin yanında İran, Rusya, Çin, Brezilya var. Bu stratejik derinlik midir yoksa stratejik körlük mü?”
Ardından son darbeyi vurdu:
“Çapsızlığı dünyaca bilinen bir Dışişleri Bakanı ile Türkiye’nin geldiği nokta budur. Bunun için engin bilgiye gerek yok. İleri derecede geri zekâlı olmak lâzım.”
CHP lideri hayati önemde bir mesaj verirken kendini nezaketin sınırları içinde kalmaya mecbur saymadı.
“Şam fatihi“ olma hayali kurduğunu iddia ettiği Başbakan’a da “Beyefendi sen olsan olsan Şam babası olursun” diye seslendi.
Tehdit Şii-Kürt ittifakı
Siyasetçinin doğru bildiği sözleri esirgeme lüksüne sahip olmadığı bir dönemden geçiyoruz.
İktidarı yanlış bir adımdan vazgeçirmeye yarayacaksa herkes her şeyi söyleyecektir.
Ana muhalefetin şu dönemdeki misyonu savaşı önlemektir. Başbakan’a yönelik nezaket bu uğurda ihmal edilebilir.
İç ve dış gözlemcilerin Türkiye’ye ilişkin endişeleri artıyor çünkü.
BBC’nin yaptığı değerlendirme askeri güç konusundaki üstünlüğümüze rağmen şöyle de bir uyarı içeriyor:
“Suriye’nin hava savunma sistemleri kimyasal ve biyolojik silâhları, Rusya ve İran ile ilişkisi, olası bir müdahalede Suriye’deki Kürtlerin durumu, Türkiye’nin aleyhine olan noktalar...”
Uluslararası Orta Doğu Barış Araştırmaları Merkezi Direktörü Kaan Dilek’in Taraf’ın manşetine çıkan uyarısı, sanki BBC’yi tamamlıyor:
“Sıcak savaş derinleşirse Şii-Kürt ittifakı Türkiye’yi yıkar!”
NATO’nun savaş isteğini tahrik eden davetini değil, bu uyarıyı önemsemeliyiz.
Ve bıkmadan sormalıyız:
Komşudaki iç savaşta biz ne arıyoruz Allah aşkına?
Ne arıyoruz?
Haberin Devamı

