Dikkatimizi toplamamız gereken tarihi dönemeçleri geçerken hep entrikacı, kışkırtmacı bataklara saplanıyoruz.
Kandırıldığımız, hakarete uğradığımız bir yana, fitne ortamında salim kararlar da oluşturamıyoruz.
Yine bir tarihi dönemeçteyiz ve yine ortalık tertip ve iftiralardan geçilmiyor.
Kirliliği ne kadar bol ve bunları depolayıp zamanı gelince piyasaya sürme kabiliyeti ne kadar da yüksek bir toplumuz?!
Askarî savcı, medya kurumlarını “yandaş ve karşıt” diye değerlendiren andıç taslağının Genelkurmay’dan 12 Ekim 2006 tarihinde çalındığını ve Amerika’da sahte bir yabancı isme gönderildiğini tesbit etti.
Silâhlı Kuvvetler’in toplumdaki güvenilir kimliğine zarar verme amacıyla kullanılan gerçek ve sahte belgeler, son zamanlarda Amerika’da işlendikten sonra vakti geldiğinde Türkiye’de piyasaya sürülüyor.
Andıç gibi emekli Oramiral Özden Örnek’e ait günlük olduğu iddia edilen belgelerin de iki yıl önce çalındığı, tahrifatlarla yıkıcı niteliği arttırıldıktan sonra servise konulduğu anlaşılıyor.
Tarihin öğrettiği ders
Bütün bu hazırlıkların cumhurbaşkanı seçimleri için yapıldığı belli.
Silâhlı Kuvvetler’in bu seçimde yönlendirici bir rol üstleneceği tahminine dayalı olarak bir plan düzenlenmiş...
Hemen burada tarihî tecrübenin öğrettiği bir ders var, onu hatırlayalım:
“Silâhlı Kuvvetler’e karşı ne zaman karalama tertipleri tezgâhlanıyorsa bilin ki ülke bütünlüğüne ve laik rejime karşı bir fesat yürütülüyordur!”
Askeri komplekse sokarak cumhuriyet değerleri üstüne yürümeyi ve özellikle laikliğin altını oymayı demokratik hak diye yutturmak, artık kullanıla kullanıla suyu çıkmış bir yavuz hırsız taktiği oldu.
Bazı çevreler, irtica sayılabilecek eylemleri, tertipleri demokratik hak sayarlar, fakat halkın huzur bulmasını sağlamaya çalışan askerlerin verdikleri güvenceleri demokrasi ihlâli diye dışarı müzevirlerler.
Bu duruş yakışıksız
Son zamanlardaki tertip ve kışkırtmaların nereden çıktığını herkes tahmin edebiliyor.
Bir cemaati işaret eden tahminler doğrudur veya değildir, bizce önemi yok. Önemli olan iktidar partisinin askeri hedef alan tertibin sonuçlarından yararlanmayı kabul edip etmemesidir.
AKP, cumhurbaşkanı adayını son güne saklamak suretiyle, iyi niyetli olduğuna kimseyi inandıramayacağı bir duruma düşüyor.
Daha kötüsü Silâhlı Kuvvetleri baskı altına almaya yönelik komplo girişimlerini ayıplayan bir duruş göstermeyerek kendi itibarına zarar veriyor ve halk katındaki güven notunu düşürüyor.
İktidar çıkarcı sessizliğine son versin artık. Uğruna kurumları bile kurban ettiği o gizli ve değerli adayı kimse açıklasın. Yeter!
Ne adaymış!
Dikkatimizi toplamamız gereken tarihi dönemeçleri geçerken hep entrikacı, kışkırtmacı bataklara saplanıyoruz
Haberin Devamı

