Olan bitenden habersiz bir yabancı, Türkiye’nin bir genel seçim arifesinde olduğuna asla ihtimal veremez.
Tahmin yapmasını isterlerse de diyeceği şu olabilir:
“Herhalde cumhurbaşkanının seçim yöntemi ile ilgili bir referandum var, onun propaganda dönemi yaşanıyor...”
Günlerden beri AKP ve CHP mitingleri ve liderlerinin demeçleri hep cumhurbaşkanı seçimine yönelik tartışmalarla geçiyor.
Deniz Baykal bu tuzağa nasıl düştü, niçin kurtulamıyor, anlamıyorum.
Tayyip Erdoğan’ın verdiğini söylediği çelik-çomakla oynamaya bu kadar heves göstermesinin bir nedeni olmalı diye arıyor, tarıyor yine bir açıklama bulamıyorum.
Cumhurbaşkanı seçimi ile ilgili pazarlıklara bugünden dalmanın hiçbir pratik yararı yok.
Çözüm formülünü kimse bugünden yazamaz. Onu 23 Temmuz sabahı çıkacak olan meclis tablosu belirleyecektir.
Deniz Baykal, Tayyip Erdoğan’ın kurduğu tuzağa düşerek bakın ne tür sonuçların oluşumuna katkı sağlıyor:
1. Cumhurbaşkanı seçimi temelinde genel seçim propagandası yürütmek CHP’ye oy kazandırmaz. Çünkü AKP’nin cumhurbaşkanı seçememesini halk beceriksizlik değil mağduriyet saymaktadır.
2. Bu durum, muhalefetin iktidar icraatında eleştirecek doğru dürüst bir yanlış bulamadığı düşüncesini davet etmektedir.
3. Uzlaşmaz görüntüsü vermemek kaygısı ile söylenen sözler CHP’ye zarar vermektedir. Baykal, aday kriterlere uyuyorsa eşinin türbanlı olmasını mesele yapmayacaklarını söyledi. Bu sözler Cumhuriyet mitinglerinin CHP’ye yönlendirdiği yığınlarda kızgınlık yaratmıştır.
Deniz Baykal tâbi olan değil gündemi belirleyen rolünü bir an önce ele geçirmelidir. Çünkü sürükleyici güç olmakta AKP rakiplerine fark atıyor.
Yolsuzluklar, laik cumhuriyeti kemirmeye dönük eylemler ve kadrolaşmalar konusunda hesap verirken perişan olacağını sandığımız iktidar partisi, alacaklı havasında gündem belirliyor.
Baykal’ın birikimi, bu çelişkiye boyun eğmesine izin vermez.
O zaman neden? Ben bilemiyorum.
Bilen hayrına haber versin!
Sezer ne mi yaptı?
Abdullah Gül, cumhurbaşkanı adaylığına asılıyor.
Tabii bu onun hakkı.
Meydanlarda hissettiği destek ona bu iddianın gücünü veriyor olabilir.
Halkı tanık ve kanıt göstermek iyi bir politikadır ama o kriteri başkaları için de ölçü kabul edip saygı göstermek gerekir.
Gül, Cumhurbaşkanı Sezer’i eleştirirken her halde bunu unuttu.
Milliyet’ten Derya Sazak’a verdiği demeçte, adaylığına yönelik muhalefeti hak etmediğini söyledikten sonra şunu demiş:
“Dışardan birinin cumhurbaşkanı seçilmesini isteyenlere şunu sormak gerekiyor: Sayın Ahmet Necdet Sezer çok mu başarılı oldu? Türkiye’nin hangi vizyon projesine liderlik etti?”
Söyleyeyim: Sezer’in AKP iktidarı dönemindeki tüm mesaisini laik cumhuriyetin bekçiliğini yapma misyonu doldurdu.
Onun hukuk birikimine dayanan koruyucu görev anlayışı, AKP’yi de başına dertler açabilecek yanlışlardan korumuştur.
Evet, Sezer renkli bir kişiliğin temsilcisi olmadı. Ama AKP’nin iktidar dönemine denk gelmesi ülkenin şansı olmuştur.
Gül farkında olmasa bile halk bu gerçeği biliyor. Yeniden seçilmesinin mümkün olmadığı bilindiği halde anketlerde Sezer’e büyük oranda oy çıkıyor.
AKP’nin halka saygısı varsa Çankaya’ya Sezer’i özletmeyecek kişilikte birini önermelidir!
Nasıl seçim bu!
Haberin Devamı

